ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBER EFENDİMİZİN HAYATI - 2

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

20 - HENDEK GAZÂSI

SOĞUK, AÇLIK VE DÜŞMAN

 

Hendek kazma işine, her gün eshâb-ı kirâm,

Hiç fâsıla vermeden, ediyorlardı devâm.

 

Bir ara, önlerine çıktı çok sert bir "Kaya".

Yetmedi tâkatleri o kayayı kırmaya.

 

Peygamber-i zîşâna, verdiler sonra haber.

Oraya, seâdetle teşrîf etti o Server.

 

Balyozu kaldırarak, o Hüdânın Habîbi,

Dağıttı bir vuruşta, o kayayı "kum" gibi.

 

Zîra her bir husûsta, hattâ güç ve kuvvette,

Resûlullah, herkesten üstün idi elbette.

 

Nitekim harplerde de, sıkıştığında eshâb,

Ondan, yardım ve medet isterlerdi der akab.

 

Hazreti Câbir der ki: O Server, Hendek günü,

Kayayı kırmak için, kaldırdı külüngünü.

 

Mübârek karnı üzre, "Üç taş" bağlı dururdu.

"Üç gün yemek yememek" alâmeti idi bu.

 

Düşündüm: "Evde biraz, yemek pişirttireyim.

Ve Resûl'ü, gizlice yemeğe götüreyim."

 

Zîra cümle eshâbı, eve dâvet edecek,

Miktârda, hânemizde bulunmazdı yiyecek.

 

O Server'in yanında, bir iki kişi şâyet,

Gelse de mühim değil, yine eder kifâyet.

 

Resûl'den izin alıp, geldim hemen evime.

Düşündüğüm bu şeyi söyledim aileme.

 

Dedim ki: (Hayli açtır Resûl aleyhisselâm.

İsterim yedirelim bir miktâr Ona taam.)

 

Hâtunum memnûn olup, dedi ki: (İyi olur.

Evde biraz et ile, biraz arpa bulunur.

 

O eti pişirir ve un yaparız arpayı.

Var acele dâvet et, Resûl-i kibriyâyı.)

 

Dönüp, Resûlullahın huzûruna geldim ve,

Dedim ki: (Yemek için, buyurun bizim eve.)

 

Buyurdu ki: (Ey Câbir, ne kadar vardır taam?)

Dedim: (Biraz et ile, biraz da vardır arpam.)

 

Buyurdu ki: (Çok iyi, hanıma de ki ama,

Ben gelinceye kadar el, sürmesin taama.)

 

Sonra nidâ etti ki, cümle hendek ehline:

(Ey eshâbım, geliniz Câbirin yemeğine!)

 

Eve gelip, hâtuna dedim ki: (Dinle beni.

Çağırdı Resûlullah, cümle hendek ehlini.

 

"Bin kişi"den fazladır gelenler tahmînimce.

Peki biz ne yaparız, yemek yetişmeyince?)

 

O dedi ki: (Yemeğin miktârını, o Server,

Biliyorsa gam değil, düşünme böyle şeyler.)

 

Az sonra Resûlullah, teşrîf etti yemeğe.

Mübârek eli ile, dokundu tencereye.

 

Sonra, "Bereket" için duâ etti hem dahî:

(Bereket ihsân eyle yemeğe yâ ilâhî!)

 

Sahâbe, onar onar gelip yemek yediler.

Kalkanların yerine, başka gurup geldiler.

 

"Bin"i aşkın sahâbî yediler o yemekten.

Bir çömlek yemek idi tamâmı onun zâten.

 

Sonra baktım, o çömlek doluydu yemek ile.

Bitmesi şöyle dursun, azalmamıştı bile.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan