|
20 -
HENDEK GAZÂSI
HENDEĞİ NEREDE KAZALIM?
Resûlullah, eshâbtan
birkaç kişi alarak,
Keşfe çıktı birlikte,
etrâfı dolaşarak.
Hendeğin, nerelere
kazılması bâbında,
İstişâre eyledi eshâbı
arasında.
Medînenin güneyi, "Sık
ağaçlık" idi hep.
Düşman saldıramazdı
buradan bundan sebep.
"Benî Kureyzâ"
kavmi vardı ki doğuda
hem,
Onlarla, bir andlaşma
yapmıştı Fahr-i âlem.
Batı ve kuzey ise, "Açık
arâzî"lerdi.
Düşmanlar, bu yönlerden
saldırabilirlerdi.
Hendeğin, bu yerlere
kazılması bâbında,
Bir karâra varılıp ve
başlandı ânında.
Her sahâbî, "Üç metre"
bir yeri kazacaktı.
Derinlik, iki adam
boyunda olacaktı.
Genişliğe gelince,
sür'atle koşan bir at,
Yetirememeliydi geçmeye
güç ve tâkat.
Lâkin zaman pek azdı,
zîra düşman, Mekkeden,
Çıkmış ve Medîneye
varırdı çok geçmeden.
Peygamber Efendimiz,
gelerek kendi bizzât,
Vurdular ilk kazmayı, "Besmele"yle
o sâat.
Kahramân eshâbını teşvîk
etmek için de,
Bizzât çalışıyordu
hendek kazma işinde.
Sahâbîler dedi ki Ona:
(Yâ Resûlallah!
Canımız, herşeyimiz
fedâdır sana Vallah.
Hendek kazma işini,
bizler hallediyoruz.
Sizin çalışmanızı biz
arzû etmiyoruz.)
Şöyle buyurdular ki
Resûlullah eshâba:
(Ortak olmak isterim,
ben dahî bu sevâba.)
Mevsim "Kış"
olduğundan, çok soğuktu
havalar.
Hem "Kuraklık" ve
"Kıtlık" var idi
o aralar.
Bu yüzden Resûlullah,
hem de eshâb-ı kirâm,
Müthiş "Açlık"
içinde bulunuyorlardı
tam.
Taş bağlıyorlardı da
karınlarına hattâ,
Gevşeklik yapmazlardı,
yine hendek kazmakta.
Resûlullah, kendini aslâ
düşünmüyordu.
Eshâbının hâlini görüp
üzülüyordu.
Bir yanda kış ve "Soğuk",
bir yanda "Açlık"
vardı.
Yine de aşk ve şevkle
hep çalışıyorlardı.
Zîra canlarından çok
sevdikleri Peygamber,
Gece gündüz, onlarla
çalışırdı berâber.
Gördükçe o arslanlar,
Onun nûrlu yüzünü,
Hemen unuturlardı her
sıkıntı ve hüznü.
Resûlullah, bakarak
eshâbının hâline,
Çok duâ ediyordu
âlemlerin Rabbine.
Diyordu ki: (Yâ
Rabbî, eshâbıma yardım
et.
Muhâcir ve ensârı, eyle
af ve mağfiret.)
Çalışma, sabahleyin
başlıyordu erkenden.
Geç vakitlere kadar
sürerdi hergün hemen.
Ayağı yaralandı
sahâbeden birinin.
Yanına getirdiler o zâtı
Peygamberin.
Mübârek elleriyle,
sığadı onu bir an.
Derhâl kesiliverdi
ayağından akan kan.
Hem de Resûlullahın bir
mûcizesi ile,
Yarası iyi oldu ve geçti
tamâmiyle. |