|
20 -
HENDEK GAZÂSI
HENDEK GAZÂSI
Nâdiroğullarını, Allahın
Sevgilisi,
Medîne'den kovunca,
çekilip gitti hepsi.
Fitne fesat kaynağı olan
bu yehûdîler,
Kimi "Şam"a, kimi
de "Hayber"e
yerleştiler.
Lâkin o hâinlerin,
Resûlullaha olan,
Kin ve düşmanlıkları
çoğalırdı durmadan.
Başları olan "Huyey",
on-onbeş kimse ile,
Mekkeye gitti hemen
intikam gâyesiyle.
Gidip, "Ebû Süfyân"la
konuştular bu işi.
Resûl'ü kastederek,
dediler ki: (Bu kişi,
Hem sizin, hem de bizim
düşmanımızdır şu an.
Öyleyse vücûdunu
kaldıralım ortadan.
Bizler, sonuna kadar
sizin yanınızdayız.
Ve aslâ yanınızdan bir
adım ayrılmayız.)
"Ebû Süfyân" dedi ki: (Hemfikiriz
ve lâkin,
Biz nasıl güveniriz
sizlere bu iş için?
Bizim putlarımıza
taparsanız eğer ki,
Doğru dediğinizi anlarız
biz de belki.)
O böyle söyleyince,
yehûdîler bu kere,
Putlara secde edip,
kapandılar yerlere.
"Kitaplı kâfir" iken
onların herbirisi,
Dinlerini terk edip, "Kitapsız"
oldu hepsi.
Mekkeli müşriklerle, o
hâin yehûdîler,
"İslâmı yıkmak"
için o gün yemîn
ettiler.
Ve harp hazırlığına
başladılar hemence.
Komşu kabîlelere adamlar
gitti önce.
Onlara, çok para ve
dünyâlık vâdederek,
Harbe teşvîk ettiler,
nutuklar söyliyerek.
Ve Mekke civârında, hem
de "Dörtbin kişi"lik,
Bir kuvvet çıkıverdi
ortaya hemencecik.
Orduda, "Üçyüz"
atlı, "Binbeşyüz"
deve vardı.
Çoğu da zıhlı olup,
hepsi silâhlılardı.
İltihak da olunca bir
çok kabîlelerden,
Müşriklerin sayısı, "Onbin"e
çıktı hemen.
Bu rakam, o devirde
büyük idi be gâyet.
Ve Medîne üstüne
eylediler hareket.
Müslümân kabîleler, bu
hâli, bir an önce,
Allahın Resûlüne
ilettiler hemence.
Resûlullah, toplayıp
sahâbe-i güzîni,
Haber verdi küffârın
savaşa geldiğini.
Ve onlara sorarak,
buyurdu: (Ey eshâbım!
Ne dersiniz, bu harbi
biz nerede yapalım?)
Eshâbın ekserîsi,
dediler ki cevâben:
(Burada cenk edelim,
çıkmıyalım bu yerden.)
"Selmân-ı Fârisî" de söz
alarak o anda,
Dedi: (Yâ Resûlallah,
bizim Acemistânda,
Bir baskın ihtimâli
olunca düşmanların,
Büyük hendek kazarlar
etrâfında oranın.)
Resûlullah ve eshâb, bu
fikri beğendiler.
Bu tarzda çarpışmaya,
derhâl karar verdiler.
Resûl'ün emri ile,
sahâbenin herbiri,
Kazmaya başladılar,
âcilen hendekleri.
Ve hattâ bu iş için
civâr kabîlelerden,
Kazma kürek ve külünk
aldılar âriyeten. |