ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBER EFENDİMİZİN HAYATI - 2

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

18 - REC'İ VAK'ASI

ALEYKÜM  SELÂM!

 

"Hubeyb", darağacında sıkı bağlanmış iken,

Gözlerini kapayıp, şöyle dedi içinden:

 

(Benden selâm ulaştır yâ Rabbî Resûlüne.

Bana bu yapılanı, göster Onun gözüne.)

 

O böyle dediğinde, o anda Fahr-i cihân,

Eshâbiyle bir yerde, oturuyordu o an,

 

"Zeyd bin Hârise" der ki: Resûlullah ile biz,

Eshâbdan bir kaç kişi, oturuyorduk sessiz.

 

Bir ara, sanki biri "Selâm verdi" gâibden.

"Aleyküm selâm" dedi Resûlullah âniden.

 

Lâkin biz göremedik selâm veren kişiyi.

Hemen Resûlullahtan suâl ettik bu işi.

 

Buyurdu ki: (Cebrâil, biraz önce Mekkeden.

Bana selâm getirdi, kardeşimiz Hubeyb'den.)

 

O sıra bağırdı ki kâfirlerden birisi:

(İşte bu öldürmüştür baba ve annenizi.

 

Onların öclerini varsa almak isteyen,

Fırlatsın mızrağını üstüne bunun hemen.)

 

O böyle bağırınca, bir anda birçok mızrak,

"Hubeyb"in vücûduna saplandılar uçarak.

 

Yüzü, başka tarafa doğru çevrili iken,

Sonra, kendi kendine "Kâbe"ye döndü birden.

 

Müşrikler, başka yöne çevirdiyse de tekrâr,

Yine "Kâbe" yönüne döndü ve kıldı karar.

 

Saplanınca mızraklar, ard arda bedenine,

Hâlini, zerre kadar değiştirmedi yine.

 

Diyordu: (Bütün bunlar, Allah içindir ki hep,

Bu yüzden gam ve elem çekmeye yoktur sebep.)

 

Sonra, bir nazar edip sertçe o kâfirlere,

Dedi ki: (Yâ ilâhî, sen bunları kahreyle.

 

Sağ bırakma bunların hem de bir tânesini.

Canlarını tek be tek, al ve mahvet hepsini.)

 

Onlar, bu bedduâyı işitince "Hubeyb"den,

Korkarak, herbirisi kaçıştılar o yerden.

 

O sırada bir kâfir, sapladı mızrağını.

Göğsünden giren mızrak, delip çıktı sırtını.

 

Vücûdundan, sel gibi akarken kanları hep

"Lâ ilâhe illallah" diyordu yalnız Hubeyb.

 

Vererek bu şekilde, en son nefeslerini,

İçti mâsum olarak, "Şehâdet" şerbetini.

 

"Kırk gün" darağacında cesedi kaldı, lâkin,

Kokmadı, çürümedi, tâze kan aktı hergün.

 

Emretti Resûlullah, "Mikdâd" ile "Zübeyr"e:

"Onun cenâzesini alın da gelin" diye.

 

Bu arslanlar, Mekkeye girdiler geceleyin.

Cesedini oradan, indirdiler "Hubeyb"in.

 

Deveye yükleterek, Medîneye dönerken,

Müşrikler, önlerini kestiler gelip birden.

 

Onlar da, cenâzeyi yere koyup o ara,

Mukâbele ettiler, o karşı koyanlara.

 

Onlar, kâfirler ile mücâdele ederken,

Yer yarılıp, cesedi içine aldı hemen.

 

Hazreti "Mikdâd" ile "Zübeyr" bunu gördüler.

Gönül râhatlığıyle Medîneye döndüler.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan