|
18 - REC'İ VAK'ASI
KÂFİRLERİN İHÂNETİ
Sahâbe-i kirâmın meşhûr
okçularından,
Olan "Âsım bin Sâbit",
Uhud harbinde, bir an,
İki ok fırlatmıştı, iki
müşrik kardeşe.
İkisi de düşerek, ölmüş
idi peşpeşe.
Bunların anneleri, "Sülâfe
binti Sa'd",
Bu sebeple, "Âsım"a
düşman oldu o sâat.
Bunun intikamıyla
yanardı için için,
Ve hemen, şu va'atte
bulundu bunun için:
Dedi: (Onun başını,
kim getirirse bana,
Yüz deve vereceğim
karşılığında ona.)
Lihyanoğullarından, yine
"Hâlid bin Süfyân",
Öldürüldü Uhud'da,
mü'minler tarafından.
Bunun intikamını almak
için, onlar da,
Bir plân düşündüler
hâince o arada.
Güç yetiremeyince
müslümânlara mertçe,
Birtakım hîlelere
başvurdular nâmertçe.
Hemen aralarından
birkaçı toplanarak,
Medîneye gittiler, sonra
elçi olarak.
Resûl'ün huzûruna çıkıp
onlar böylece,
Dediler ki: (Müslümân
olduk biz kabîlece.
Lâkin islâmiyyeti iyi
bilemiyoruz.
Bu yeni dînimizi
öğrenmek istiyoruz.
Yine zenginlerimiz,
zekât vermek istiyor.
Ama nasıl verilir, kimse
birşey bilmiyor.
İşte bütün bunları
öğretmek için, bize,
Bir gurup muallimler
gönder kabîlemize.)
O an Resûlullah da,
Mekkedeki Kureyşin,
Hâlini tetkîk edip,
araştırması için,
Vazîfe vermiş idi, on
kadar sahâbîye,
"Küffâr, harp
hazırlığı içindeler mi?"
diye.
Lihyanoğullarının,
gelince bu heyeti,
Gönderdi onlar ile, bu
hazır kâfileyi.
Buyurdu ki: (O yere,
gidip tetkîk ediniz.
Bu haber doğru ise,
gelip haber veriniz.)
Onlar, bu heyet ile,
yollara koyuldular.
Bir sabah, Reci'
denen su yanında
oldular.
Gündüzleri gizlenip,
gece yol alırlardı.
Zîra hep oralarda,
düşman kavimler vardı.
Yine gizlenmek için,
oradan ayrıldılar,
Yakındaki bir dağın
üzerine vardılar.
O elçi heyetinden bir
tânesi, tam o an,
Gitti bir bahâneyle
ayrılıp yanlarından.
Lihyanoğullarına gidip
hemen o ara,
Gizlendikleri yeri,
haber verdi onlara.
Onlar da bekliyordu
zâten böyle bir haber.
Silâhlanıp, o yere
gittiler hep berâber.
Kâfirler, tam "İkiyüz
kişi"lik bir
kuvvetle,
Kuşattılar o dağı, hîle
ve ihânetle.
"Âsım bin Sâbit"
ile birlikte o an eshâb,
Aldatıldıklarını
anladılar der akab.
Onlarla çarpışmaya,
verdiler hemen karar.
Kılıçları sıyırıp,
kınlarını kırdılar.
Sayıları "On"
olan bu seçkin sahâbîler,
Arslan kesiliverdi o
anda hepsi birer.
|