|
16
- BENÎ NADÎR YEHÛDÎLERİ
ÇIKIP GİDİN YURDUMDAN!
Nâdiroğulları ki, Medîne
civârında,
Yaşıyan bir yehûdî kavmiydi
o zamanda.
Hicrî dördüncü yılda, bu
alçak yehûdîler,
Resûl'e bir sûikast yapmaya
yeltendiler.
Halbuki Resûlullah, bu
yehûdîler ile,
Bir "Saldırmazlık akdi"
yapmış idi vaktiyle.
Cibrîl aleyhisselâm, bunun
ile berâber,
Gelip bu teşebbüsü, Resûl'e
verdi haber.
O Server öğrenince, hemen
bir tedbîr aldı.
Onların teşebbüsü, çok
şükür akîm kaldı.
Lâkin o andlaşmayı bozunca
yehûdîler,
Peygamber Efendimiz, buna
çok üzüldüler.
Eshâbtan "Muhammed bin
Mesleme"ye, o vakit,
Buyurdu: (Nâdiroğlu
yehûdîlerine git.
De ki, haber gönderdi size
Peygamberimiz.
Buyurdu ki: "Yurdumdan
başka yere gidiniz.
Burada, huzûr ile
oturmayıp yan yana,
Bir sûikast plânı
kurdunuz zîra bana.
Size, on günlük süre
tanıyorum bu günden.
İş bu müddet zarfında,
çıkın gidin mülkümden.
On günden sonra sizden,
kim görülürse eğer,
Boynu vurulacaktır, bunu
böyle bileler".)
"Muhammed bin Mesleme"
bu emri bildirince,
Korkudan, hazırlığa
başladılar hemence.
Lâkin yehûdîlere,
münâfıkların başı,
"Abdullah ibni Übey"
dedi ki buna karşı:
(Sakın müslümânlardan
endîşe etmeyiniz.
Yurdunuzu bırakıp, bir yere
gitmeyiniz.
Onların sözlerinden korkuya
kapılıp da,
Hiçbir yere gitmeyin o
yurdu bırakıp da.
Savaş hazırlığına başlayın
hemence siz.
Biz de varız burada, siz
yalnız değilsiniz.
Yardıma geliyoruz iki bin
kişi ile.
Onlar, sizi o yerden
kovamaz hiç de bile.)
Onlar bu münâfığın, bu
sözüne aldanıp,
Bir yere gitmediler,
vatanlarında kalıp.
Peygamber Efendimiz, alınca
bunu haber,
Yürüdü üstlerine, eshâbiyle
berâber.
Nâdiroğullarının yerleri,
hemen hemen,
Dört kilometre kadar,
uzaktı Medîneden.
"Allah arslanı Alî",
sancağı taşıyordu.
Bu kale üzerine yürüdü o
gün ordu.
O kaleyi kuşatıp, muhâsara
ettiler.
Yeniden bir korkuya kapıldı
yehûdîler.
Yardım da gelmeyince
münâfıklardan hattâ,
Kapana kısıldılar fâre gibi
âdetâ.
Yirmi günün sonunda,
bunaldılar begâyet.
Ve "Teslim bayrağı"nı
çektiler en nihâyet.
Bütün silâhlarıyla, altın,
gümüşlerini,
Hattâ eşyâ nâmına mevcût
her şeylerini,
Tamâmen mü'minlere bırakıp,
terk ederek,
Kalelerinden çıkıp, o yeri
ettiler terk.
Bir kısmı "Şam"a
gitti, bir kısmı da "Hayber"e.
Yurtları, tamâmiyle kaldı
hep mü'minlere.
|