ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBER EFENDİMİZİN HAYATI - 1

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

15 - UHUD GAZÂSI

SEN HAYÂTTA OLDUKÇA

 

Peygamber Efendimiz ve şânlı sahâbîler,

Böylece Medînenin yakınına geldiler.

 

Kadınlar ve çocuklar, dökülmüştü yollara.

İstikbâl ederlerdi gelenleri o ara.

 

Hepsi merak ederdi "Allahın Resûlü"nü,

Ve görmek isterlerdi, mübârek nûr yüzünü.

 

Cihânı aydınlatan cemâlini görünce,

Allaha hamd ve senâ eylediler ilk önce.

 

Sağ ve sâlim görünce "Allahın Resûlü"nü,

Giderdi herbirinin merakları ve hüznü.

 

"Sa'd ibni Muâz"ın annesi "Kebşe Hâtun",

O Server'i düşünüp, duruyordu pek mahzûn.

 

Oğlu "Amr" da ölmüştü, harpte şehîd olarak.

Lâkin o, Peygamberi ediyordu çok merak.

 

Az sonra o "Server"i sağ ve sâlim görünce,

Merâkı zâil olup, kapıldı bir sevince.

 

Huzûruna giderek, dedi: (Yâ Resûlallah!

Anam, babam ve canım fedâdır sana Vallah.

 

Allaha hamd olsun ki, sağ sâlim gördüm seni.

Sen hayâtta olunca, düşünmem gerisini.)

 

Sormadı oğlu "Amr"ı Allahın Habîbine.

O Server, şöyle deyip tesellî etti yine.

 

(Ey Sa'dın vâlidesi, sana müjdeler olsun.

En yüksek mertebeye yükseldi senin oğlun.

 

Şehîdlerin cümlesi, Cennette toplandılar.

Onlar, birbirleriyle hep arkadaş oldular.

 

Şehîdlik rütbesine kavuşan bu cemâat,

Ederler mahşerde hem, ev halkına şefâat.)

 

Resûlullah ve eshâb, henüz Uhud'da iken,

"Sümeyrâ Hâtun" dahî, gelmişti Medîneden.

 

Onun da düşündüğü, tek bir şey vardı o gün.

Öğrenmek istediği, hayâtıydı "Resûl"ün.

 

Gelip gördü yerlerde, şehîd olan erleri.

Baktı, aralarında yatıyordu "Peder"i.

 

Babasının ölümü, dokunmadı pek ona.

Bir "Fâtiha" okuyup, devâm etti yoluna.

 

Bir şehîd daha gördü, babasından ilerde.

Yaklaşınca gördü ki, "Kocası"ymış o er de.

 

Ve lâkin bu hâtunun, derdi bunlar değildi.

Onun tek düşündüğü "Allahın Habîbi"ydi.

 

Devâm edip, yerlerde gördü yine şehîdler.

Baktı ki, bunlar dahî "Kardeşleri"ymiş meğer.

 

Fâtihalar okuyup, seğirtti ilerlere.

"Resûl"ü soruyordu gördüğü kimselere.

 

Gördü en son sağ sâlim "Allahın Resûlü"nü.

Unuttu birden bire cümle üzüntüsünü.

 

Dedi: (Yâ Resûlallah, babam, kocam, kardeşim,

Şehîd düşmüşlerse de, gam değil benim için.

 

Benim derdim sen idin, hamd olsun Rabbimize.

Sen hayâtta oldukça, dokunmaz onlar bize.

 

Sana birşey olsaydı, o zaman mahvolurduk.

Senin ayrılığınla, yanar da kavrulurduk.

 

Ağlayıp, gözümüzün yaşları hiç durmazdı.

Yaralı kalbimize, tesellî bulunmazdı.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan