ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBER EFENDİMİZİN HAYATI - 1

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

15 - UHUD GAZÂSI

BİZİ DÜNYÂYA DÖNDÜR

 

Resûlullah, defnedip "Uhud şehîdleri"ni,

Tesellî eylediler, sahâbe-i güzîni.

 

Buyurdu: (Hak teâlâ, rûhunu şühedânın,

Kursaklarına koydu, yeşil renkli kuşların.

 

Cennet ırmaklarına gelirler, su içerler.

Yemişlerinden yiyip, etrâfı seyrederler.

 

Cennet nîmetlerinin lezzetini görünce,

Onların hâtırına şöyle gelir ilk önce:

 

"Keşke kardeşlerimiz, bizlere bahşolunan,

Şu güzel nîmetleri bilselerdi de şu an,

 

Düşman ile cihâddan, hiç çekinmeselerdi.

Seve seve savaşıp, can fedâ etselerdi".)

 

Rabbimiz buyurur ki o şehîd olanlara:

(Sizin bu hâlinizi, bildiririm onlara.)

 

Bir âyeti kerîme gönderip sonra hemen,

Aynen şöyle buyurdu bu âyette meâlen:

 

(Hak teâlâ yolunda şehîd olanları, siz,

Diğer insanlar gibi, ölü zannetmeyiniz.

 

Hak teâlâ katında, diridir elbet onlar.

Cennet nîmetleriyle her an rızıklanırlar.

 

Ve derler ki dünyâda kalan mücâhidlere:

"Korku ve hüzün yoktur, burada şehîdlere".)

 

Rabbimiz, şehîdlere buyurur: (Ey kullarım!

Canınız ne isterse, söyleyin, tattırayım.)

 

Şehîdler de cevâben derler ki: (Ey Rabbimiz!

Bunlardan daha üstün bir nîmet bilmeyiz biz.

 

İstediğimiz şeyi, yiyoruz fazla fazla.

Ve lezzetleniyoruz her türlü tad ve hazla.

 

Biz ancak, tek bir şeyi isteriz ki zâtından,

Dünyâya döndür bizi, âhiret hayâtından.

 

Yine, düşmanlarınla cenk edip savaşalım.

Din uğrunda can verip, tekrâr şehîd olalım.)

 

Peygamber Efendimiz, bunları anlattılar.

Eshâbının kalbini, böyle ferahlattılar.

 

Yapılacak başka şey kalmamıştı ki artık,

Dönmek için, yapıldı gerekli her hazırlık.

 

Allahü teâlânın dînini yaymak için,

Gelmişlerdi "Uhud"a ensâr ve muhâcirîn.

 

Öyle kahramânlıklar gösterdi ki her biri,

Bunların, olmamıştır târihte bir benzeri.

 

"Arslan" gibi dövüşüp Resûlullah önünde,

Küffâra bir ders daha vermişlerdi o günde.

 

Peygamber Efendimiz, eshâbiyle nihâyet,

"Uhud"dan, Medîne'ye eylediler hareket.

 

Biraz sonra gelince, tam "Harre" mevkiine,

Getirdi Resûlullah, eshâbı saf hâline.

 

Ellerini açarak, dedi ki: (Yâ ilâhî!

Bütün hamd ve senâlar, sanadır bizâtihî.

 

Kalbimizi, îmânla süsle ve onu sevdir.

Küfür ve azgınlıktan, bizleri nefret ettir.

 

Bizi yaşat ve öldür, hep müslümân olarak.

Sâlihler zümresine, bizleri eyle ilhak.)

 

Resûl'ün duâsına, bilcümle sahâbîler,

Hepsi, cân-ü gönülden "Âmîn! âmîn!" dediler.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan