|
15
-
UHUD GAZÂSI
BİZİ DÜNYÂYA DÖNDÜR
Resûlullah, defnedip "Uhud
şehîdleri"ni,
Tesellî eylediler, sahâbe-i
güzîni.
Buyurdu: (Hak teâlâ, rûhunu
şühedânın,
Kursaklarına koydu, yeşil
renkli kuşların.
Cennet ırmaklarına
gelirler, su içerler.
Yemişlerinden yiyip, etrâfı
seyrederler.
Cennet nîmetlerinin
lezzetini görünce,
Onların hâtırına şöyle
gelir ilk önce:
"Keşke kardeşlerimiz,
bizlere bahşolunan,
Şu güzel nîmetleri
bilselerdi de şu an,
Düşman ile cihâddan, hiç
çekinmeselerdi.
Seve seve savaşıp, can
fedâ etselerdi".)
Rabbimiz buyurur ki o şehîd
olanlara:
(Sizin bu hâlinizi,
bildiririm onlara.)
Bir âyeti kerîme gönderip
sonra hemen,
Aynen şöyle buyurdu bu
âyette meâlen:
(Hak teâlâ yolunda şehîd
olanları, siz,
Diğer insanlar gibi, ölü
zannetmeyiniz.
Hak teâlâ katında, diridir
elbet onlar.
Cennet nîmetleriyle her an
rızıklanırlar.
Ve derler ki dünyâda kalan
mücâhidlere:
"Korku ve hüzün yoktur,
burada şehîdlere".)
Rabbimiz, şehîdlere
buyurur: (Ey kullarım!
Canınız ne isterse,
söyleyin, tattırayım.)
Şehîdler de cevâben derler
ki: (Ey Rabbimiz!
Bunlardan daha üstün bir
nîmet bilmeyiz biz.
İstediğimiz şeyi, yiyoruz
fazla fazla.
Ve lezzetleniyoruz her
türlü tad ve hazla.
Biz ancak, tek bir şeyi
isteriz ki zâtından,
Dünyâya döndür bizi, âhiret
hayâtından.
Yine, düşmanlarınla cenk
edip savaşalım.
Din uğrunda can verip,
tekrâr şehîd olalım.)
Peygamber Efendimiz,
bunları anlattılar.
Eshâbının kalbini, böyle
ferahlattılar.
Yapılacak başka şey
kalmamıştı ki artık,
Dönmek için, yapıldı
gerekli her hazırlık.
Allahü teâlânın dînini
yaymak için,
Gelmişlerdi "Uhud"a
ensâr ve muhâcirîn.
Öyle kahramânlıklar
gösterdi ki her biri,
Bunların, olmamıştır
târihte bir benzeri.
"Arslan" gibi
dövüşüp Resûlullah önünde,
Küffâra bir ders daha
vermişlerdi o günde.
Peygamber Efendimiz,
eshâbiyle nihâyet,
"Uhud"dan, Medîne'ye
eylediler hareket.
Biraz sonra gelince, tam "Harre"
mevkiine,
Getirdi Resûlullah, eshâbı
saf hâline.
Ellerini açarak, dedi ki:
(Yâ ilâhî!
Bütün hamd ve senâlar,
sanadır bizâtihî.
Kalbimizi, îmânla süsle
ve onu sevdir.
Küfür ve azgınlıktan,
bizleri nefret ettir.
Bizi yaşat ve öldür, hep
müslümân olarak.
Sâlihler zümresine,
bizleri eyle ilhak.)
Resûl'ün duâsına, bilcümle
sahâbîler,
Hepsi, cân-ü gönülden "Âmîn!
âmîn!" dediler.
|