|
15
-
UHUD GAZÂSI
NE MUTLU ONLARA
Peygamber Efendimiz, savaşı
müteâkip,
Şehîd olan eshâba, oldular
çok muzdarip.
Hepsini, eshâbiyle gezdiler
birer birer.
Ve "Mus'ab bin Umeyr"in
baş ucuna geldiler.
Bu zât, sancaktârıydı
Allahın Resûlünün.
Büyük kahramânlıklar
göstermişti hep o gün.
En son "Şehîd" olmuş
ve kesilmişti elleri.
Yaralar içindeydi vücûdunun
her yeri.
"Kan gölü"
hâlindeydi etrâfı bu şehîdin.
Üzüldü Resûlullah, onun bu
hâli için.
Bir âyeti kerîme okudu
sonra hemen.
Şöyle buyuruyordu Hak teâlâ
meâlen:
(Öyle yiğit mü'minler
vardır ki, bu gün onlar,
Allaha verdikleri sözde
sâbit durdular.
Onlardan bâzıları, Hak
teâlâ yolunda,
Kahramanca çarpışıp,
şehîd oldu sonunda.
Bâzısı da, çarpışıp
şehîdlik bekliyorlar.
Verdikleri o sözü,
değiştirmedi onlar.)
Peygamber Efendimiz,
şehîdlere hitâben,
Sonra buyurdular ki:
(Şâhidim ki şuna ben,
Siz, kıyâmet gününde
uyanınca, muhakkak,
Haşrolunacaksınız yine
şehîd olarak.)
Sonra da, eshâbına buyurdu
ki: (Şimdi siz,
Bu azîz şehîdlere, gelip
selâm veriniz.
Yemîn ediyorum ki, onlar
da kıyâmette,
Cevap vereceklerdir bu
selâma elbette.)
"Mus'ab ibni Umeyr"e,
kefenlik aradılar.
Lâkin onu örtecek bir şey
bulamadılar.
Gerçi kendi kaftanı var idi
onun bizzât.
Mübârek vücûdunu örtmüyordu
o fakat.
Başına çekselerdi, ayağı
açılırdı.
Ayağına çekseler, başı açık
kalırdı.
Peygamber Efendimiz, buna
şâhid oldular.
Sahâbe-i kirâma şu emri
buyurdular:
(O kaftanla örtünüz onun
baş tarafını.
Ve ızhır otlarıyla,
örtün ayaklarını.)
Velhâsıl hayâtını, islâm
için harceden,
Ve yine bu uğurda, fedâ-yı
can eyliyen,
Bu mümtâz sahâbîye, kefen
bulunamadı.
Bir "Yarım kefen"
ile, bu dünyâdan ayrıldı.
Diğer sahâbîler de,
namâzları kılınıp,
Kanlı elbiselerle,
yerlerinden alınıp,
Sonra, ikişer üçer, o
mübârek şehîdler,
Nûrlu kabirlerine bir bir
defnedildiler.
Uhud'da, "Yetmiş şehîd"
verilmişti o zaman.
Altısı muhâcir ve
altmışdördü ensâr'dan.
Çoğunun akrabâsı, şehîd
olmuş idi hep.
Kalpleri yaralıydı eshâbın
bundan sebep.
Resûlullah, onları tesellî
eylediler.
Buyurdu ki: (Vallahi,
eshâbımla berâber,
Ben de, şehîd olarak,
Uhud dağı bağrında,
Kalmayı çok isterdim, bu
şehîdler yanında.
Onlar, şehîd olarak
dünyâdan ayrıldılar.
Allahü teâlânın rızâsına
vardılar.)
|