ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBER EFENDİMİZİN HAYATI - 1

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

15 - UHUD GAZÂSI

AĞLADI RESÛLULLAH

 

Vaktiyle Resûlullah düşünce o çukura,

Kâfirler, öldüğünü zannettiler o ara.

 

İblîs, fırsat bilerek bağırdı ki şöylece:

(Ey insanlar, Muhammed öldürüldü az önce!)

 

Medîneye erişti iblîsin bu sedâsı.

"Hazreti Fâtıma" da işitti bu âvâzı.

 

Hemen iki elini başına götürerek,

Çok ağladı, gözünden kanlı yaşlar dökerek.

 

Hiçbir şeyin değeri yoktu artık gözünde.

"Yetîmlik" eserleri zâhir oldu yüzünde.

 

"Âişe", "Ümmü Süleym" ve dahî "Ümmü Eymen",

Gibi hanımlar dahî, Uhud'a koştu hemen.

 

Ve "hazreti Fâtıma", Resûl-i kibriyâyı,

Hayâtta görür görmez, bıraktı ağlamayı.

 

Yaralı olduğunu farketti ama birden.

Tekrardan ağlamaya başladı kederinden.

 

Tesellî etti onu, o Server bizâtihî.

Su getirdi kalkanla "hazreti Alî" dahî.

 

Babasının yüzünün kanlarını, Fâtıma,

Kalkandaki su ile yıkadıysa da ama,

 

Yüzünden akan kanlar, bir türlü dinmiyordu.

Fâtıma hazretleri, buna üzülüyordu.

 

Bir hasır parçasını, alıp yaktı sonradan.

Külünü, o yaraya bastırınca durdu kan.

 

Sonra harp meydanına hep birlikte gittiler.

Ölü, yaralıları bir bir tesbît ettiler.

 

Müşrikler, şehîdleri kesip biçmişler idi.

Bâzısını tanınmaz hâle getirmişlerdi.

 

Peygamber Efendimiz, şehîdleri gördüler.

Onların hâllerine, pek fazla üzüldüler.

 

En seçkin sahâbîler şehîd edilmişlerdi.

Ve Uhud toprağında, yere serilmişlerdi.

 

Küffârın, şehîdlere yaptıklarına fakat,

Tahammül getirmeye, yok idi güç ve tâkat.

 

Ağladı Resûlullah, derin üzüntüsünden.

Yaş aktı uzun müddet, hem de iki gözünden.

 

Buyurdu: (Ben bunların, Allah yolunda elbet,

Öldüklerine, yârın edeceğim şehâdet.

 

Yemîn ediyorum ki, kıyâmet günü bunlar,

Mahşere, yaraları kanayarak gelirler.

 

Kanları, "Kan" renginde olsa da âhirette,

Kokusu, "Misk"ten güzel olacaktır elbette.)

 

Sonra suâl etti ki: (Hamza nerelerdedir?

Onu göremiyorum, acabâ hâli nedir?)

 

Sonra onu buldurup, yanına yaklaştılar.

Çok müthiş manzarayla birden karşılaştılar.

 

Zîra burnu, kulağı kesilip atılmıştı.

Hattâ karnı yarılıp, ciğeri alınmıştı.

 

Mübârek gözlerinden  yaşlar aktığı hâlde,

Hitâb etti Hamza'ya, üzgündü fevkalâde.

 

Buyurdu ki: (Ey Hamza, hiçbir zaman, hiçbir fert,

Görmedi ve görmez hiç, böyle fecî musîbet.

 

Ey Allah ve Resûl'ün arslanı olan Hamza!

Sana, rahmet eylesin Hak teâlâ her lahza.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan