|
15
-
UHUD GAZÂSI
ŞEHÎDLERİN SERDÂRI
Yiğitlerin serdârı "Hazreti
Hamza", o gün,
Bir arslan kesilmişti
kâfirlere büsbütün.
Tam otuzbir kâfiri öldürüp
kendi bizzât,
Birçoklarını ise, vurarak
etti sakat.
Bir ara müşriklerden, "Sibâ
bin Ümmü Envâr",
"Hazreti Hamza" ile
birden karşılaştılar.
(Bana karşı koyacak bir
kimse var mı?) diye,
Kâfir meydan okudu, bu
yiğit sahâbîye.
O an "hazreti Hamza",
birden hiddetlenerek,
Yürüdü üzerine, kılıcını
çekerek.
(Meydan mı okuyorsun
Allah ve Resûlüne?)
Diyerek vurup onu, düşürdü
yüz üstüne.
Ve çöktü üzerine, ona göz
açtırmadan.
Bir vuruşta, başını ayırdı
vücûdundan.
Kalkıp devâm eyledi
çarpışmaya ânında.
Sonra gördü "Vahşî"yi,
bir kayanın ardında.
Mızrakla, kendisini
alıyordu ki nişân,
Derhâl onun üstüne yürüdü
hiç durmadan.
Ve lâkin bir çukura
rastladı birden bire.
Kayıp, arka üzeri düşüverdi
o yere.
Fakat zırhı, karnında, bir
miktâr açılmıştı.
"Vahşî" de, bu
fırsatı görüp kaçırmamıştı.
Fırlattı mızrağını, hiç
vakit geçirmeden.
Mızrak, karnından girip,
arkadan çıktı birden.
O mübârek sahâbî, "Allah!"
deyip o ara,
Derhâl şehîd olarak,
çöküverdi oraya.
Böylelikle şehâdet
şerbetini içmişti.
Resûlullah uğrunda, fedâ-yı
can etmişti.
O ara, müşriklerden "Âsım
bin Ebî Avf" da,
Harbe teşvîk ederdi küffârı
bir tarafta.
Derdi: (Ey Kureyşliler,
biraz daha dayanın.
Muhammed'le savaştan,
sakın geri durmayın.
Aslâ kurtulmamalı
Muhammed bu savaşta.
Eğer o kurtulursa, ben
öleyim en başta.)
Kâfirleri, Resûl'e
düşmanlığından sebep,
Öldürmeleri için teşvîk
ediyordu hep.
Duydu "Ebû Dücâne"
kâfirden bu sözleri.
Fırlayıp buldu hemen,
ânında bu kâfiri.
Bir kılıç darbesiyle,
başını kesti hemen.
Cehenneme gönderdi, canını
ebediyyen.
"Mâbed" adlı bir kâfir,
almak için hıncını,
Arkadan, var gücüyle
salladı kılıcını.
Lâkin "Ebû Dücâne"
sezerek bunu hemen,
Yere çöküp kurtuldu,
öldürücü darbeden.
Sonra kalktı o yerden,
gâyet serî olarak.
Öldürdü o kâfiri, bir kılıç
savurarak.
Kureyş kâfirlerinin
gâyeleri bir tekti.
O da, bir fırsat bulup, "Resûl'ü
öldürmek"ti.
Ve lâkin mücâhidler,
etrâfında Resûl'ün,
Bir "Pervâne" misâli
dönüyorlardı o gün.
Onun kılına bile, zarar
gelmesin diye,
Can fedâ ederlerdi her biri
o Server'e.
Müşrikler, gurup gurup
hücûm ediyorlardı.
Lâkin Resûlullaha
ulaşamıyorlardı.
|