|
15
-
UHUD GAZÂSI
FEDÂ ETTİ KENDİNİ
Kâfirler saldırınca islâm
askerlerine,
İki taraf, bir anda karıştı
birbirine.
Öyle ki, tanımadı bir kimse
diğerini.
Vurmaya başladılar hattâ
birbirlerini.
O ara seslendi ki eshâba
Efendimiz:
(Ben Allah Resûlüyüm,
bana doğru geliniz!)
Eshâbtan "Otuz kişi",
duyup Onun sesini,
Koşarak çevirdiler, bir
anda çevresini.
Resûlullaha doğru
saldırınca kâfirler,
Hemen suâl etti ki: (Bunları
kim def eder?)
"Talha bin Ubeydullah"
fırladı öne hemen.
Hücûm edip kaçırttı
kâfirleri o yerden.
O kadar fedâkârlık yaptı ki
o gün "Talha",
Târihte böyle mertlik
görülmedi bir daha.
O gün devam üzere, kılıcını
çekerek,
Resûl'ün etrâfında
savaşırdı dönerek.
Bir sağa, bir de sola, bir
arkaya, bir öne,
Nerden hücûm gelirse,
koşuyordu o yöne.
Resûl'ün bir kılına
gelmesin diye zarar,
Fedâ etti kendini,
tükeninceye kadar.
Eshâbtan Sa'd der ki: (O
günün her ânında,
Hep "Talha"yı
görürdük, Peygamberin yanında.)
Resûl de buyurdu ki: (Uhud
günü, devamlı
Sağ yanımda "Cebrâil",
solumda "Talha" vardı.)
Çok keskin bir nişâncı
vardı ki müşriklerden,
Resûl'ü nişân alıp, bir ok
attı ilerden.
Tam isâbet ederken, o ok
Resûlullaha,
Karşı tuttu elini ona "hazreti
Talha".
Ok eline çarparak, hep
param parça etti.
Ona, bunu yaptıran, "Resûl'e
muhabbet"ti.
Delik deşik olmuştu her
yeri vücûdünün.
Yine de ayrılmadı yanından
o Resûl'ün
O gün, altmıştan fazla
derin yara alarak,
Sonunda yere düştü, çok
tâkatsız kalarak.
Yere yığıldığını görür
görmez o Server,
Seslendi ki: (Talha'ya
yardım et yâ Ebâ Bekr!)
Onun yardımı ile, açar
açmaz gözünü,
Acele sordu hemen, Allahın
Resûlünü.
Hayâtta olduğunu öğrenince,
bu sefer,
Dedi ki: (Öyle ise, gam
değil başka dertler.)
Resûlullah, sürerek mübârek
ellerini,
Tamâmen mesheyledi, "Talha"nın
bedenini.
Sonra duâ etti ki Allahü
teâlâya:
(Yâ ilâhî, yeniden güç
kuvvet ver Talha'ya.)
O anda, sapasağlam hemen
kalktı yerinden.
Mızrağını alarak, cenge
girdi yeniden.
Vücûdunun her yeri delik
deşik olmuştu.
Hattâ yara sayısı, "Yetmişbeş"i
bulmuştu.
Allahın Resûlü de, çok
yorgundu o anda.
"Yetmiş" kılıç
darbesi vurmuşlardı ona da.
Harpten sonra, Resûl'ü
sırtlayıp yorgun argın,
Uhud kayalığına çıkardı
yarı baygın.
Sevindi Resûlullah, onun
yardımlarına.
Ve "Talha-tül Hayr"
diye bir lâkap verdi ona.
|