|
15
-
UHUD GAZÂSI
BEN ONDANIM, O BENDEN
Kâfirler, mü'minleri
ablukaya aldılar.
Sonra da o çemberi gitgide
daralttılar.
Kâfirlerin gâyesi, o gün
yine bir tekti.
O da, bir fırsat bulup "Resûl'ü
öldürmek"ti.
Lâkin bu, zordu gâyet, zîra
eshâb-ı kirâm,
Resûl'ün etrâfında, "Halka"
olmuşlardı tam.
Ona gelen her türlü
hücûmlara, her sâat,
Siper oluyorlardı
bedenleriyle bizzât.
Buna rağmen müşrikler,
fırsat bulup bir ara,
Yaklaşmışlar idi ki Resûl-i
kibriyâya,
Peygamber Efendimiz, görür
görmez bu hâli,
Buyurdu ki: (Şunlara
hücûm eyle yâ Alî!)
O, kılıca sarılıp, derhâl
hücûm ederek,
Düşmanın üzerine saldırdı
kükreyerek.
"Amr ibni Abdullah"ı
öldürdü vurup hemen.
Diğerlerini ise, kaçırttı
hep o yerden.
Bir aralık kılıcı, ikiye
bölününce,
O Server, "Zülfikâr"ı
verdi ona hemence.
Yine hücûm olmuştu, o ara
müşriklerden.
Buyurdu ki: (Yâ Alî,
bunları def et benden.)
Yine "hazreti Alî",
çekerek Zülfikârı,
Dağıttı bir hamlede, hücûm
eden küffârı.
Bunu görüp "Cebrâil"
geldi Resûl katına.
"Aliyyül Mürtezâ"yı eyledi
meth-ü senâ
Peygamber Efendimiz,
buyurdu ki cevâben:
(Ey Cibrîl, elbette ki
ben ondanım, o benden.)
Cibrîl aleyhisselâm, bu
sözün üzerine,
(Ben de ikinizdenim)
diye arz etti yine.
O sırada, bir nidâ duyuldu
ki âşikâr:
(Yiğitlerden Alî ve
kılıçlardan Zülfikâr.)
Müşrikler anladı ki, eshâbı
katletmeden,
O Server'i öldürmek, mümkün
değil kat'iyyen.
Onlar, bu hakîkati
öğrenerek iyice,
Uzaktan ok atmaya
başladılar hemence.
Müşriklerin hedefi, "Resûlullah"tı
bizzât.
Lâkin eshâb-ı kirâm,
vermiyordu hiç fırsat.
Resûl'ün etrâfında, et'ten
bir duvar gibi,
Kale oluşturdular otuz
kadar sahâbî.
Ona gelen oklara, o mümtâz
sahâbîler,
Kendi bedenlerini ettiler
kalkan, siper.
Bir çoğu, Ona gelen oklara
karşı durup,
O Resûl'ün önünde, şehîd
oldu vurulup.
Eshâba buyurdu ki Peygamber
Efendimiz:
(Siz dahî ok atarak
mukâbele ediniz.)
Mücâhidler, bu emri alır
almaz Resûlden,
Düşmana ok atmaya başladı
hepsi birden.
Çok keskin nişâncıydı "Sa'd
bin Ebî Vakkâs".
Ok atma husûsunda
kazanmıştı ihtisâs.
Oturup, sadağından her bir
oku çekişte,
Diyordu ki: (Yâ Rabbî,
bu, senin okun işte.
Senin düşmanlarına
atıyorum bunları.
Sen isâbet ettirip,
helâk et şu küffârı.)
Bunu duyup dedi ki
Peygamberimiz dahî:
(Sa'dın bu duâsını kabûl
et yâ ilâhî!)
|