|
15
-
UHUD GAZÂSI
BANA DOĞRU GELİNİZ !
Savaş kazanılmışken,
tersine döndü birden.
Zîra "Hâlid bin Velîd"
saldırmıştı geriden.
Geçitteki erleri şehîd eden
müşrikler,
Arkadan, mü'minlere
saldırıya geçtiler.
Bir anda peydâ olan bu
düşmanı görünce,
Toparlanamadılar mücâhidler
hemence.
Çünkü bırakmışlardı bir
çoğu silâhını.
Bir anda şaşırdılar görünce
bu düşmanı.
Kaçan müşrikler dahî,
durumu öğrenerek,
Saldırıya geçtiler, derhâl
geri dönerek.
Harp meydanı, bir anda
yeniden karışmıştı.
Mü'minler, iki ateş
arasında kalmıştı.
Hem önden, hem arkadan
sıkıştırınca düşman,
Zor duruma düştüler,
mücâhidler o zaman.
Eshâbın irtibâtı kalmadı
birbiriyle.
O şaşkınlık içinde,
dağıldılar hâliyle.
Sonra, müslümânlarla
kâfirler karıştılar.
Hattâ birbirlerini vurmaya
başladılar.
"Hazreti Alî" der
ki: Küffâr hücûm edince,
Dağıldı müslümânlar
şaşkınlıktan bir nice.
Düşmanlar arasında
kalmıştım ben o zaman.
Yanımda, bir tek kişi yoktu
müslümânlardan.
Kâfirlerin çoğunu, öldürdüm
çarpışarak.
Lâkin "Resûlullah"ı
eyledim pek çok merak.
Etrâfıma bakınıp, Onu
göremeyince,
Üzülüp, endîşeye kapıldım
ben iyice.
O anda düşündüm ki:
"Allahın Peygamberi,
Küffârın karşısında, bir
adım gitmez geri.
Her hâlde Hak teâlâ,
bizim günâhımızdan,
Habîbini, semâya
kaldırdı aramızdan.
Öyle ise ben dahî
çarpışıp, bir an önce,
Şehîd olup, Resûl'e
kavuşayım böylece."
Kılıcımın kınını, kırdım
böyle diyerek.
Hücûm ettim küffâra, "Tekbîr"ler
getirerek.
Düşmanı kıra kıra
ilerlerken o yerde,
Birden "Resûlullah"ı
gördüm benden ilerde.
Kâfirler arasında, O da
yanız başına,
Kılıç savuruyordu hiç
durmadan düşmana.
Kendini hücûmlardan müdâfâ
ediyordu.
Yine de tek bir adım,
geriye gitmiyordu.
Bir yandan çarpışırken, bir
yandan seslenerek,
Eshâbını, yanına
çağırıyordu tek tek:
(Ey filân ve ey filân,
bana doğru geliniz!
Bana doğru gelene,
Cennet var bilesiniz.)
Hazreti Ebû Bekir, Talha
bin Ubeydullah,
Alî bin Ebî Tâlip, Ebû
Ubeyde bin Cerrâh,
Abdurrahmân ibni Avf, Sa'd
bin Ebî Vakkâs,
Ebû Dücâne ile, sonra Sa'd
bin Muâz,
Hattâ Âsım bin Sâbit ve
Üseyyid bin Hudayr,
Ve yine bunlar gibi, bir
nice bahtiyârlar,
Derhâl koşup gelerek,
Resûl'ün etrâfında,
Canlı "Kale duvarı"
oldular hep ânında.
Onu, düşman şerrinden
korumak maksadiyle,
Aslâ ayrılmadılar yanından
bir an bile.
|