|
15
-
UHUD GAZÂSI
MELEKLER YIKADI
Öyle şiddetlendi ki "Uhud
cengi" bir ara,
Mü'minler, kaplan gibi
saldırırdı küffâra.
Onlardan birisi de, "Hanzala
bin Âmir"di.
Şehîd olmak, onun da en
büyük emeliydi.
Bekâr olup, henüz genç
olduğundan yaşı da.
Bulunamamış idi, o "Bedir"
savaşında.
Lâkin bir müddet sonra,
"Abdullah bin Übey"in,
Kızı "Cemîle" ile
nikâhlandı o bir gün.
Ve bir hafta sonra da,
düğün oldu nihâyet.
"Hanzala", heyecânlı
ve sevinçliydi gâyet.
Zîra "Uhud savaşı"
var idi ertesi gün.
O, bunun heyecânı içindeydi
büsbütün.
O, yârınki savaşı hayâl
ediyordu hep.
O anki sevincine, bu idi
asıl sebep
Hele "Şehîd" olursa,
ne büyük seâdetti.
O, gerdek gecesinde hep
bunu hayâl etti.
Lâkin "Cenge, vaktinde
yetişemezsem" diye,
Kapıldı sabahleyin korku ve
endîşeye.
Kılıcını kaparak, acele
çıktı evden.
Ve lâkin "Gusletmeği"
unuttu aceleden.
Hanımı da, bir rüyâ
görmüştü henüz yeni.
Melekler, gökyüzüne
çekiyordu beyini.
Uyanıp, o rüyâyı etti ki
şöyle tâbir:
(Hanzala şehîd olup,
rûhu göğe yükselir.)
"Hanzala", çok acele
koşturdu ki Uhud'a,
Bir an önce yetişip, hazır
olsun orduda.
Resûlullah, son anda
safları düzeltirken,
O da koşup, sür'atle bir
safa girdi hemen.
Gönlünde "Şehîd olmak"
arzûsu yatıyordu.
Bu istek ve emeli, git gide
artıyordu.
Müşriklerin ordusu, bozuldu
çok geçmeden.
Sonunda, hep kaçmaya
başladılar bu cenkten.
Şânlı eshâb, küffârın
peşlerine düştüler.
Kovalayıp, çoğunu yetişip
öldürdüler.
O sırada küffârdan, "Şeddâd
bin Esved" adlı,
Bir kâfir, "Hanzala"yı
sırtından mızrakladı.
Fışkırırken kanları, o
mızrağın yerinden,
İkinci mızrağını sapladı
yine birden.
Bu ikinci darbeyle, yıkılıp
düştü yere.
"Şehâdet" şerbetini
içmiş idi bu kere.
O Server buyurdu ki bu
savaş sonrasında:
(Hanzala'yı gördüm ben,
yerle gök arasında.
Öyle ki, etrâfında vardı
birçok melekler.
Onu, Cennet suyuyla
yıkayıp gaslettiler.)
Ebû Üseyyid ise, dedi:
(Gördüm ben dahî,
Hanzala'nın başından, su
damlardı Vallahi.)
Resûl'ün emri ile, zevcesi
"Cemîle"ye,
Soruldu: (Hâdisenin
hikmeti nedir?) diye.
Dedi: (Düğün gecesi, o,
başka âlemdeydi.
Ertesi gün olacak cengin
hayâlindeydi.
"Harbe yetişemezsem,
hâlim ne olur?" diye,
Sabahleyin erkenden, düştü
bir endîşeye.
Savaş heyecânıyla geçirdi o
geceyi.
Acele evden çıkıp, unuttu
gusletmeyi.)
|