ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBER EFENDİMİZİN HAYATI - 1

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

15 - UHUD GAZÂSI

NİHÂYET HARP BAŞLADI

 

Başlamak üzereyken "Uhud" muhârebesi,

Kaldırdı bir kılıcı, Allahın Sevgilisi.

 

O kılıç üzerinde, var idi şu yazılar:

(Korkaklıkta âr vardır, yiğitlikte îtibâr.)

 

İşte Resûl-i ekrem, bu kılıcı alarak,

Mübârek eli ile havaya kaldırarak,

 

Şöyle buyurdular ki eshâbına hitâben:

(Ey eshâbım, acabâ kim alır bunu benden?)

 

Onu almak üzere, uzanınca çok eshâb,

Resûlullah bu sefer, eyledi şöyle hitâb:

 

(Bu kılıcın hakkını vermek üzere, şu an,

Bu şartla, bu kılıcı kim alır aranızdan?)

 

Eshâb, Resûlullahın bu sözünü duydular.

Ellerini indirip, hepsi geri durdular.

 

"Zübeyr bin Avvâm" ise, arz etti ki: (Bendeniz,

O kılıcı alırım müsâde ederseniz.)

 

Hazreti Ebû Bekir ve başkaları yine,

İstediler ve lâkin vermedi hiçbirine.

 

Sonra "Ebû Dücâne" gelip suâl etti ki:

(Peki yâ Resûlallah, bunun hakkı nedir ki?)

 

Buyurdu: (Onun hakkı, kırılıncaya kadar,

Durmadan kâfirlere vurmaktır aynı karar.

 

Şehîd olana kadar, onunla çarpışmaktır.

Ve aslâ kâfirlerin önünden kaçmamaktır.)

 

Sonra "Ebû Dücâne" dedi: (Yâ Resûlallah!

Ben, bu hakkı yerine getiririm inşallah.

 

Bu kılıcı, bu şartla alıyorum) diyerek,

Alıp girdi meydana, beyitler söyliyerek.

 

Çalımlı ve gurûrlu bir tarzda yürüyordu.

Üstünde bir gömlekten başkaca birşey yoktu.

 

Onun bu salınarak yürüyüşü, aslında,

Pek hoş karşılanmadı sahâbe arasında.

 

Resûlullah o zaman, eshâbına dönerek,

Buyurdu: (Doğru değil bu çalımla yürümek.

 

Gurûrlu yürümesi, elbette bir mü'minin,

Gelmesine sebeptir gadab-ı ilâhînin.

 

Ancak düşmana karşı harp edildiği sâat,

Çalımlı yürümeye, vardır izin ve ruhsat.)

 

O an "Hâlid bin Velîd", emrindeki kuvvetle,

Hücûma geçti birden, sür'at ve harâretle.

 

Yerinde duramıyan eshâb-ı kirâma da,

Verdi "Hücûm" emrini Resûlullah o anda.

 

"Tekbîr" sedâlarıyla doldu birden o meydan.

Herkes, göğüs göğüse çarpışıyordu o an.

 

Önde "Hazreti Hamza" çarpışırken o ara,

O gün, iki kılıçla saldırırdı küffâra.

 

"Hâlid ibni Velîd"in süvârî kuvvetleri,

Ok atışları ile püskürtüldü hep geri.

 

Hâlid bunu görünce, bir kavis çizerekten,

Dağdaki "Dar geçid"e, dolaşıp geldi hemen.

 

"Hazreti Abdullah"la, elli kadar sahâbî,

Derhâl karşı koydular onlara arslan gibi.

 

Pek şiddetli olarak, ok atışları ile,

Onun kuvvetlerini püskürttüler geriye.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan