|
15
-
UHUD GAZÂSI
NİHÂYET HARP BAŞLADI
Başlamak üzereyken "Uhud"
muhârebesi,
Kaldırdı bir kılıcı,
Allahın Sevgilisi.
O kılıç üzerinde, var idi
şu yazılar:
(Korkaklıkta âr vardır,
yiğitlikte îtibâr.)
İşte Resûl-i ekrem, bu
kılıcı alarak,
Mübârek eli ile havaya
kaldırarak,
Şöyle buyurdular ki
eshâbına hitâben:
(Ey eshâbım, acabâ kim
alır bunu benden?)
Onu almak üzere, uzanınca
çok eshâb,
Resûlullah bu sefer, eyledi
şöyle hitâb:
(Bu kılıcın hakkını
vermek üzere, şu an,
Bu şartla, bu kılıcı kim
alır aranızdan?)
Eshâb, Resûlullahın bu
sözünü duydular.
Ellerini indirip, hepsi
geri durdular.
"Zübeyr bin Avvâm"
ise, arz etti ki: (Bendeniz,
O kılıcı alırım müsâde
ederseniz.)
Hazreti Ebû Bekir ve
başkaları yine,
İstediler ve lâkin vermedi
hiçbirine.
Sonra "Ebû Dücâne" gelip
suâl etti ki:
(Peki yâ Resûlallah, bunun
hakkı nedir ki?)
Buyurdu: (Onun hakkı,
kırılıncaya kadar,
Durmadan kâfirlere
vurmaktır aynı karar.
Şehîd olana kadar,
onunla çarpışmaktır.
Ve aslâ kâfirlerin
önünden kaçmamaktır.)
Sonra "Ebû Dücâne" dedi:
(Yâ Resûlallah!
Ben, bu hakkı yerine
getiririm inşallah.
Bu kılıcı, bu şartla
alıyorum) diyerek,
Alıp girdi meydana,
beyitler söyliyerek.
Çalımlı ve gurûrlu bir
tarzda yürüyordu.
Üstünde bir gömlekten
başkaca birşey yoktu.
Onun bu salınarak yürüyüşü,
aslında,
Pek hoş karşılanmadı sahâbe
arasında.
Resûlullah o zaman,
eshâbına dönerek,
Buyurdu: (Doğru değil bu
çalımla yürümek.
Gurûrlu yürümesi,
elbette bir mü'minin,
Gelmesine sebeptir gadab-ı
ilâhînin.
Ancak düşmana karşı harp
edildiği sâat,
Çalımlı yürümeye, vardır
izin ve ruhsat.)
O an "Hâlid bin Velîd",
emrindeki kuvvetle,
Hücûma geçti birden, sür'at
ve harâretle.
Yerinde duramıyan eshâb-ı
kirâma da,
Verdi "Hücûm" emrini
Resûlullah o anda.
"Tekbîr" sedâlarıyla
doldu birden o meydan.
Herkes, göğüs göğüse
çarpışıyordu o an.
Önde "Hazreti Hamza"
çarpışırken o ara,
O gün, iki kılıçla
saldırırdı küffâra.
"Hâlid ibni Velîd"in süvârî
kuvvetleri,
Ok atışları ile püskürtüldü
hep geri.
Hâlid bunu görünce, bir
kavis çizerekten,
Dağdaki "Dar geçid"e,
dolaşıp geldi hemen.
"Hazreti Abdullah"la,
elli kadar sahâbî,
Derhâl karşı koydular
onlara arslan gibi.
Pek şiddetli olarak, ok
atışları ile,
Onun kuvvetlerini
püskürttüler geriye.
|