|
15
-
UHUD GAZÂSI
YERİNİZİ TERK ETMEYİN!
Geldi karşı karşıya "Uhud"da
iki ordu.
Her biri, diğerini tam
görebiliyordu.
"Ayneyn" adlı bir
tepe var idi ki sol yanda,
Tepede, dar bir geçit vardı
aynı zamanda.
Resûlullah, gösterip dağda
o gedik yeri,
Ayırdı okçulardan, o yere "Elli
er"i.
"Abdullah bin Cübeyr"i,
emîr tâyin ederek,
Gönderdi o gediğe ehemmiyet
vererek.
Okçular, "Abdullah bin
Cübeyr" ile birlikte,
Giderek, yerlerini aldılar
o gedikte.
Resûlullah da gidip, verdi
şu kesin emri:
(Benden emir gelmeden, terk
etmeyin bu yeri.
Her ne olursa olsun,
yerinizde durunuz,
Bu gedikten gelecek düşmanı
durdurunuz.
Harpte gâlip gelsek de, ben
emîr vermedikçe,
Ayrılmayın, ben size haber
göndermedikçe.
Düşman bizi öldürse, siz de
bunu görseniz,
Ayrılıp, yine bize yardıma
gelmeyiniz.
Kuşlar, cesedimizi kapışsa
da sonradan,
Gelmeyin yanımıza, benden
emir almadan.
Yâhut bizim, düşmana gâlip
geldiğimizi,
Ve onları çiğneyip, hattâ
ezdiğimizi,
Görseniz de, bu yerden yine
ayrılmayınız.
Yâni her hâlükârda
yerinizde kalınız.
Bu gedikten gelirse düşman
süvârîleri,
Ok atarak, geriye püskürtün
gelenleri.
Atılan oka doğru, gelemez
süvârîler.
Bu yeri emniyete alırsak,
bize yeter.)
Sonra da buyurdu ki: (Yâ
Rabbî, ben şu vakit,
Bunları dediğime,
tutarım seni şâhid.)
Mühim olduğu için, Allahın
Peygamberi,
Onlara, tam "Üç defâ"
tekrâr etti bu emri.
Allahın Sevgilisi, daha
sonra o yerden,
Ayrılarak, ordunun başına
geçti hemen.
Ordular, karşılıklı gelmiş
duruyorlardı.
Lâkin güç bakımından, çok
dengesizlik vardı.
Zîra küfür ordusu, sayı,
silâh, teçhîzât,
Yönüyle, mü'minlerden güçlü
idi kat be kat.
Hattâ küfür ordusu, o gün
müslümânlardan,
"Dört misli"nden
ziyâde kuvvetliydi o zaman.
Kâfirler tarafında, çok
gürültüler vardı.
Kuvvetlerine bakıp,
kibirleniyorlardı.
"İntikam hırsı" ile,
gözü dönen kadınlar,
Def, dümbelek çalarak,
şarkılar söylüyorlar,
Erkekleri, savaşa teşvîk
ediyorlardı.
Ayrıca putlarından, yardım
istiyorlardı.
Mücâhidlerde ise,
çıkmıyordu fazla ses.
Duâlar ediyordu Rabbine
hemen herkes.
Dînin korunması ve
yayılması için hep,
"Allahın yardımı"nı
ediyorlardı talep.
Peygamber Efendimiz,
seslenip o arada,
Teşvîk buyuruyordu eshâbı
bu cihâda.
Mücâhidler, "Yek vücûd"
ve "Yek kalp" olmuşlardı.
Her birisi bu yola, can ve
baş koymuşlardı.
|