|
15
-
UHUD GAZÂSI
BEDR'İN İNTİKÂMI İÇİN
Müşrikler, "Bedir"deki
bozgundan ders ve ibret,
Almayıp, onlar için olmuştu
büyük bir dert.
Unutamıyorlardı hiç onun
acısını.
Zîra kaybetmişlerdi çoğu
akrabâsını.
"Kureyş"te îtibârlı
kim varsa o gün eğer,
Hepsi öldürülmüştü "Bedir"de
birer birer.
Şam ticâret yolunun
konrtrolü de yine,
Geçince tamâmiyle
mü'minlerin eline.
Çileden çıkmışlardı
müşrikler bu sebepten.
"İntikam" ateşiyle
yanıyorlardı hepten.
"Ebû Süfyân",
seferden büyük kârla dönünce,
Bu kârın yarısını,
dağıttılar ilk önce.
Kalan yarısını da, ayırıp
bir kenara,
Harpte kullanmak için,
vardılar bir karâra.
Bedir'de yakınları
öldürülen kimseler,
Diyordu: (Onlar bizi,
öldürdü birer birer.
Biz de, müslümânlardan
almalıyız intikam.
Çok kuvvetli bir ordu
toplarsak, bu iş tamâm.
O büyük ordu ile,
Medîneye varırız.
Bedr'in intikamını çok
şiddetli alırız.)
"Ebû Cehil", "Utbe" ve
"Şeybe" gibi kâfirler,
Öldürüldüğü için, "Ebû
Süfyân"dı lider.
"Yüzbin altın" kâr
ile dönülmüştü seferden.
Bu paranın yarısı, ayrıldı
önce hemen.
Yâni müslümânlarla
yapılacak savaşta,
Lâzım olan silâhlar
alınacaktı başta.
Kureyşliler, topyekün
gayret sarfediyordu.
Her yerden "Savaş"
için asker toplanıyordu.
Hatipler ve şâirler,
nutuklar söyliyerek,
Milleti kızıştırıp, savaşa
ettiler sevk.
Kadınlar, def dümbelek
çalarak, aynen yine,
Yardım ediyorlardı işbu
gâyelerine.
Onların maksadı ve
gâyeleri, bir tekti.
O da, "İslâmiyyeti
yıkmak ve yok etmek"ti.
Civar kabîleleri, tek be
tek dolaşarak,
Harb için "Üçbin kişi"
topladılar çabucak.
Bunların "Yediyüz"ü
zırhlı idi kâmilen.
"Üçbin" deve, "Üçyüz"
de at vardı ayriyeten.
Çalgıcı kadınlar da iştirâk
ediyordu.
Nağmelerle orduyu cenge
hazırlıyordu.
Bu muazzam ordunun başında
da o zaman,
Baş kumandan olarak var idi
"Ebû Süfyân".
Hanımı "Hind" de
yine, kadınların başında,
Gelip bulundu bizzât bu "Uhud
savaşı"nda.
O dahî, müşrikleri hep
tahrîk ediyordu.
(Mü'minlerden intikam
alacağız) diyordu.
Kaybetmişti "Bedir"de
baba ve kardeşini.
Onların ızdırâbı yakıyordu
içini.
Bâzısı, kadınların karşıydı
gelmesine.
"Hind" ise,
kızıyordu böyle söylenmesine.
Onlara diyordu ki: (Siz
Bedir'den kaçtınız.
Şimdi bizden utanıp,
kaçamıyacaksınız.)
Daha nice sözlerle,
susturdu onları hep.
Harbe, kadınları da böylece
eyledi celb.
|