|
14
- HAZRET-İ FÂTIMA'NIN
EVLENMESİ
SEN NEYİ BEKLİYORSUN?
Resûlullahın kızı "Fâtıma"
hazretleri,
Yeni onbeş yaşına bastığı
günler idi.
Girdi bir hizmet için,
Resûl'ün huzûruna,
Resûlullah, o ara nazar
etti kızına.
Ve hemen müşâhede etti ki o
aralık,
Evlenecek bir çağa erişmiş
kızı artık.
O günden îtibâren,
Kureyşten çokları hep,
Gelip, Resûlullahtan
ettiler onu talep.
Eshâbtan da çokları
istediyse de, fakat,
O Server, hiçbirine
eylemedi iltifât.
Ve hattâ bu husûsta
buyurdular ki yine:
(Bağlıdır onun işi
Rabbimizin emrine.)
Bir gün "Ömer Fârûk"la,
hazreti "Ebû Bekir",
Görüşüp dediler ki:
(Acabâ hikmet nedir?
İstedi Fâtıma'yı,
Alî'den gayri gençler.
Ama yine vermedi
hiçbirine o Server.
Haydi gidip soralım, biz
bu işi Alî'ye.
Fâtıma’yı, Resûl'den
istemez, acep niye?
Yoksa talep etmeye var
mı bir mâni hâli?
Soralım, ne sebepten
bekliyor böyle Alî?)
Bunu öğrenmek için,
gittiler hemen ona.
Gördüler, su veriyor bir
kimsenin bağına.
Selâm verip, onunla
müsâfahalaştılar.
Daha sonra oturup, bu
mevzûyu açtılar.
Dediler ki: (Yâ Alî,
öndesin her hayırda.
Yüksek mertebedesin
Resûlullah yanında.
Fâtıma’yı, çokları istedi,
biliyorsun.
Kimseye verilmedi, sen neyi
bekliyorsun?
Zannederiz bu devlet, sana
nasîb olacak.
Bunun sebebine de, yapışmak
lâzım ancak.
Bu husûsta, eshâbın arzûsu
böyledir hep.
Resûl'den Fâtıma'yı bir de
sen eyle talep.)
Alî bin Ebî Tâlip, duyunca
bu sözleri,
Sevinip, yaşla doldu o
mübârek gözleri.
Dedi ki: (Benim dahî
böyledir arzûm, ama,
El darlığı mânidir böyle
geri durmama.)
Ona, şöyle dedi ki hazreti
Ebû Bekir:
(Resûlullah katında, bu,
hiç mühim değildir.
Mâni olmaz bu işe, maddî
sıkıntı hâli.
Var hâne-i Resûl'e, talep
eyle yâ Alî.)
O dahî "Peki" deyip
onun nasîhatına,
Geldi Resûlullahın mübârek
kapısına.
Çaldı ve girmek için
beklerken içeriye,
Evden "Ümmü Seleme"
seslendi (Kim o?) diye.
Allahın Sevgilisi buyurdu
ki: (Aç hemen.
Zîra makbûl, mübârek bir
kişidir o gelen.
Çünkü o, çok seviyor hem
Rabbini, hem beni.
Allah ve Resûlü de, çok
sever bu geleni.)
O, açmaya giderken, dedi
ki: (Emredersin!
Lâkin o, kim ola ki,
hakkında böyle dersin?)
Buyurdu: (Amcam oğlu ve
kardeşim Alî'dir.
Kapıyı çabuk aç ki,
himmeti çok âlîdir.)
Ümmü Seleme der ki: (Kapıya
koştum hemen.
Az daha düşecektim, yüz
üstü acelemden.)
|