ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBER EFENDİMİZİN HAYATI - 1

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

13 - BEDİR GAZÂSI

AYAKLARI PARÇALANDI

 

Esîrler arasında var idi ki bir kişi,

O, "Hâlid bin Velîd"in öz be öz kardeşiydi.

 

Gerçi o vakitlerde, "Hâlid ibni Velîd" de,

Henüz erememişti îmân ile tevhîde.

 

İşte "Hâlid bin Velîd", kardeşi bu "Velîd"i,

Kurtarmak gâyesiyle Medîneye geldiydi.

 

Lâkin ondan, kurtuluş fidyesi istediler.

(Onu ödemedikçe bırakmayız) dediler.

 

O da, Resûlullaha (Paramız yok) deyince,

O Server, şu teklîfi yaptı ona hemence:

 

(Babanızın zırhını, kılıç ve miğferini,

Ver de, karşılığında kurtar biraderini.)

 

"Hâlid", bu istenilen fidyeyi verdi hemen.

Ve kardeşini alıp, çıktılar Medîneden.

 

Mekkeye varmak için, yürüdüler ileri.

Ve lâkin az gidince, kardeşi döndü geri.

 

Ve doğruca gelerek Peygamber-i zîşâna,

"Şehâdet"i getirip, o gün geldi îmâna.

 

Tekrardan yola çıkıp, Mekkeye vâsıl oldu.

Onu, "Hâlid bin Velîd" görünce şöyle sordu:

 

(Müslümân olacaktın ey Velîd mâdem ki sen,

Bâri önce olsaydın, fidyeyi ödemeden.

 

Baba hâtırasını elimizden çıkarttın.

Buna sebep ne idi, ne için böyle yaptın?)

 

Dedi ki: (Kureyşliler, derlerdi ki o vakit:

"Esâretten korktu da, müslümân oldu Velîd".)

 

"Hâlid", sinirlenerek o zaman kardeşine,

Hapsetti onu hemen, bir hücrenin içine.

 

O hücrede "İyâş" ve "Seleme" adlarında,

İki müslümân daha kalırdı aynı anda.

 

Bir fırsatını bulup, "Velîd" kaçtı o yerden.

Yine Resûlullahın yanına vardı hemen.

 

Resûlullah, "İyâş" ve "Seleme"yi sordular.

Dedi: (Onlar, şiddetli işkence çekiyorlar.)

 

Resûlullah üzülüp, buyurdu ki eshâba:

(Bu iki müslümânı kim kurtarır acabâ?)

 

"Velîd" öne atılıp, dedi ki: (Ben gideyim.

Size, o ikisini kurtarıp getireyim.)

 

Tekrâr geldi Mekkeye ve gizledi kendini.

Sonra, o mü'minlerin öğrendi yerlerini.

 

Tavansız bir odada, hapislerdi o vakit.

Düşündü: "Bu iş için, gece daha müsâit."

 

Ölümü göze alıp, gece olunca hemen,

Duvardan içeriye atladı ses etmeden.

 

İplerini çözerek, bindirdi devesine.

Devenin yularını, aldı kendi eline.

 

Resûl'e varmak için, "Yaya" ve "Yalın ayak",

Gizlice düştü yola, Mekkeden ayrılarak.

 

Çöllerin kavurucu sıcağında, böylece,

Yalın ayak ve yaya, gitti üç gün, üç gece.

 

Lâkin çöl sıcağına, o hiç aldırmıyordu.

Onu, "Resûl'ün aşkı", firâkı yakıyordu.

 

Parçalanıp kanadı ayakları be gâyet.

Gelip, Resûlullaha kavuştu en nihâyet.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan