|
13
-
BEDİR GAZÂSI
AYAKLARI PARÇALANDI
Esîrler arasında var idi ki
bir kişi,
O, "Hâlid bin Velîd"in
öz be öz kardeşiydi.
Gerçi o vakitlerde, "Hâlid
ibni Velîd" de,
Henüz erememişti îmân ile
tevhîde.
İşte "Hâlid bin Velîd",
kardeşi bu "Velîd"i,
Kurtarmak gâyesiyle
Medîneye geldiydi.
Lâkin ondan, kurtuluş
fidyesi istediler.
(Onu ödemedikçe
bırakmayız) dediler.
O da, Resûlullaha (Paramız
yok) deyince,
O Server, şu teklîfi yaptı
ona hemence:
(Babanızın zırhını,
kılıç ve miğferini,
Ver de, karşılığında
kurtar biraderini.)
"Hâlid", bu
istenilen fidyeyi verdi hemen.
Ve kardeşini alıp, çıktılar
Medîneden.
Mekkeye varmak için,
yürüdüler ileri.
Ve lâkin az gidince,
kardeşi döndü geri.
Ve doğruca gelerek
Peygamber-i zîşâna,
"Şehâdet"i getirip,
o gün geldi îmâna.
Tekrardan yola çıkıp,
Mekkeye vâsıl oldu.
Onu, "Hâlid bin Velîd"
görünce şöyle sordu:
(Müslümân olacaktın ey
Velîd mâdem ki sen,
Bâri önce olsaydın,
fidyeyi ödemeden.
Baba hâtırasını
elimizden çıkarttın.
Buna sebep ne idi, ne
için böyle yaptın?)
Dedi ki: (Kureyşliler,
derlerdi ki o vakit:
"Esâretten korktu da,
müslümân oldu Velîd".)
"Hâlid",
sinirlenerek o zaman kardeşine,
Hapsetti onu hemen, bir
hücrenin içine.
O hücrede "İyâş" ve
"Seleme" adlarında,
İki müslümân daha kalırdı
aynı anda.
Bir fırsatını bulup, "Velîd"
kaçtı o yerden.
Yine Resûlullahın yanına
vardı hemen.
Resûlullah, "İyâş" ve "Seleme"yi
sordular.
Dedi: (Onlar, şiddetli
işkence çekiyorlar.)
Resûlullah üzülüp, buyurdu
ki eshâba:
(Bu iki müslümânı kim
kurtarır acabâ?)
"Velîd" öne atılıp, dedi
ki: (Ben gideyim.
Size, o ikisini kurtarıp
getireyim.)
Tekrâr geldi Mekkeye ve
gizledi kendini.
Sonra, o mü'minlerin
öğrendi yerlerini.
Tavansız bir odada,
hapislerdi o vakit.
Düşündü: "Bu iş için,
gece daha müsâit."
Ölümü göze alıp, gece
olunca hemen,
Duvardan içeriye atladı ses
etmeden.
İplerini çözerek, bindirdi
devesine.
Devenin yularını, aldı
kendi eline.
Resûl'e varmak için, "Yaya"
ve "Yalın ayak",
Gizlice düştü yola,
Mekkeden ayrılarak.
Çöllerin kavurucu
sıcağında, böylece,
Yalın ayak ve yaya, gitti
üç gün, üç gece.
Lâkin çöl sıcağına, o hiç
aldırmıyordu.
Onu, "Resûl'ün aşkı",
firâkı yakıyordu.
Parçalanıp kanadı ayakları
be gâyet.
Gelip, Resûlullaha kavuştu
en nihâyet.
|