ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBER EFENDİMİZİN HAYATI - 1

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

13 - BEDİR GAZÂSI

O ALTINLAR NE OLDU ?

 

Alınan esîrleri, Resûlullah hemence,

Pay etti Eshâbına, Medîneye dönünce.

 

Yine emir verdi ki, Eshâba daha sonra,

İyi muâmelede bulunsunlar onlara.

 

Esîrler hakkında bir, vahiy olmadığından,

İstişâre eyledi, eshâbiyle o zaman.

 

Müşâvere sonunda, verdi ki şöyle karar:

Fidye karşılığında, onları bırakalar.

 

Mal varlığına göre, sonra her bir esîrin,

Verecekleri fidye, oldu tesbît ve tâyin.

 

Lâkin malı, parası olmayan esîr varsa,

Fakat o, okumayı, yazmayı biliyorsa,

 

On kişiye, okuma yazma öğretecekti.

Böylece serbest olup, kurtulabilecekti.

 

Esîrler arasında ve lâkin o Resûl'ün,

Amcası "Abbâs" dahî, bulunuyordu o gün.

 

Buyurdu ki: (Yâ Abbâs, kendin ile Ukayl'in,

Fidyesini öde ki, iyidir senin hâlin.)

 

Dedi: (Yâ Resûlallah, ben mü'minim bir kere.

Kureyş, beni zor ile getirdiler Bedir'e.)

 

Buyurdu: (Allah bilir, îmân eylediğini.

Doğruysa, Hak teâlâ, verir onun ecrini.

 

Ve lâkin görünüşte, aleyhimizdesin sen.

Kurtuluş fidyesini, vermelisin bu yüzden.)

 

Dedi: (Yâ Resûlallah, hiç malım yok ki benim.

İstediğin fidyeyi, ben nereden vereyim?

 

Evet, sekizyüz dirhem, elimde vardı yalnız.

Ganîmet malı diye, onu da siz aldınız.)

 

Buyurdu ki: (Yâ Abbâs, bana böyle diyorsun.

Peki o altınları, niçin söylemiyorsun?)

 

Abbâs hayret içinde, dedi: (Hangi altınlar?)

Peygamber efendimiz, buyurdular ki tekrâr:

 

(Hani sen ayrılırken, Mekke'den Bedir için,

Hanımın Ümmül Fadl'a, onları vermiş idin.

 

O zaman yanınızda, kimse yoktu odada.

Altınları verirken, dedin ki o arada:

 

"Bu seferde, başıma ne gelecek, bilemem.

Bir felâket olur da, geriye dönemezsem,

 

Şu kadarı senindir, şu kadarı da Fadl'ın.

Bunlar da Ubeydullah, Kusem ve Abdullah'ın."

 

İşte ona verdiğin, o altınlar ne oldu?)

Diye suâl edince, Abbâs'ın rengi soldu.

 

Dedi ki: (Yâ Muhammed, yemîn ederim ki ben,

O gün o altınları, hanımıma verirken,

 

Yanımızda hiç kimse, yok idi aslâ o gün.

Sen, bunları nereden ve nasıl biliyorsun?)

 

(Hak teâlâ bildirdi) deyince Resûlullah,

Dedi ki: (Öyle ise, hak peygambersin vallah.

 

Şehâdet ederim ki, Allahın Resûlüsün.)

Ve şehâdet getirip, müslümân oldu o gün.

 

Resûlullah, Mekke'de vazîfe verdi ona.

Göz kulak olacaktı, mü'minlere orada.

 

Hem de olup biteni, hemen öğrenecekti.

Ondan, Resûlullahı haberdâr edecekti.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan