|
13
-
BEDİR GAZÂSI
EBÛ CEHL'İN ÖLDÜRÜLMESİ
Küffârın sancaktârı "Ebû
Azîz bin Umeyr",
Esîr edildiğinde, çok
üzüldü kâfirler.
"Ebû Cehil", Kureyşe
vermek için cesâret,
Şiirler söylüyor ve
ediyordu çok gayret.
(İşte bu günler için
doğurdu beni anam!)
Diyerek, gençler gibi
ederdi cenge devâm.
Hem "Ubeyde bin Sa'id"
kâfiri de o ara,
Durmadan saldırırdı o gün
müslümânlara.
Atının üzerinde, meydanda
dönüyordu.
(Ben büyük karınlıyım)
diye övünüyordu.
Bu, "Zübeyr bin Avvâm"la karşılaştı bir ara.
Baştan ayağa kadar
bürünmüştü zırhlara.
Gözlerinden başkaca,
görünmezdi bir yeri.
Görüverdi âniden, o, "hazreti
Zübeyr"i.
Lâkin kâfir heybetli, hem
de kuvvetliydi pek.
O gün meydan okurdu at
üstünde dönerek.
Aldı "hazreti Zübeyr"
mızrağını eline.
Nişân alıp, sapladı tam
kâfirin gözüne.
Sonra gidip, güçlükle
çıkardı mızrağını.
Gönderdi Cehenneme o
habîsin canını.
O kadar kahramânlık
gösterdi ki o günde,
Yara almadık yeri kalmadı
vücûdünde.
"Abdurrahmân bin Avf"
da, çok gayret ediyordu.
Küffârı, bir vuruşta yere
deviriyordu.
Bu sahâbî diyor ki: Ben,
Bedir savaşında,
Bulundum bir aralık iki
genç arasında.
Onlar beni süzerek,
sordular ki: (Amca, siz,
Kâfir Ebû Cehil'i tanır,
bilir misiniz?)
Ben, (Evet, tanıyorum)
deyince iki gence,
Dediler: (Bize onu
gösteriniz hemence.)
Dedim ki: (Göstereyim, az
sabırlı olunuz.
Lâkin Ebû Cehili niçin
soruyorsunuz?)
Dediler: (İşittik ki,
çok üzmüş Peygamberi.
Söylermiş kendisine
ağır, küfür sözleri.
Ahdettik, o kâfiri bu
cenkte öldürmeden,
Aslâ ayrılmıyalım
muhârebe yerinden.
Ya onu öldürürüz, ikimiz
ölür ya da.
Bundan başka gâyemiz yok
bizim bu dünyâda.)
Gençlerin bu sözleri,
hoşuma gitti benim.
Hemen "Ebû Cehil"i
uzaktan gözetledim.
Baktım, Kureyş içinde "Ebû
Cehil" kâfiri,
Dönüp dolaşıyordu bir
ileri, bir geri.
Söyledim: (Ey civânlar, şu
öteye beriye,
Telâşla giden şahıs, Ebû
Cehil'dir) diye.
Ve ilâve ettim ki: (İşte,
Efendimizi,
Çok üzen şu kâfirdir,
göreyim haydi sizi!)
Derhâl kılıçlarına sarılıp
mahâretle,
Onu gözetlemeye koyuldular
dikkatle
Bunlar, Afrâ hâtun'un
oğulları idiler.
"Muâz" ile "Muavvez",
iki biraderdiler.
Bir anda, sert bir yaydan
fırlayan ok misâli,
Yâhut av peşindeki, birer
şâhin timsâli,
Fırlayıp, kâfirlerin
üzerinden aştılar.
Bir anda, "Ebû Cehl"in
yanına yaklaştılar.
|