|
13
-
BEDİR GAZÂSI
ALLAHÜ EKBER! ALLAHÜ
EKBER!
Resûlullah, geçerek
ordusunun başına,
Bir âyeti kerîme okudu
eshâbına.
Meâlen şöyleydi ki: (Siz
ey îmân edenler!
Karşılaşır iseniz bir
düşman ile eğer,
Sabır ve sebât edip,
Hakkı çok zikrediniz.
Çünkü sabredenlerle
berâberdir Rabbiniz.)
Eshâb, bu (Zikrediniz!)
emrini aldığında,
Hep birlikte "Tekbîr"ler
getirdiler ânında.
Başlamak üzereydi savaşa
iki ordu.
Heyecân, son haddine gelmiş
bulunuyordu.
Lâkin şöyle bir âdet var
idi ki o zaman:
Harp edecek ordular, henüz
karşılaşmadan,
Önce, iki taraftan yiğitler
çıkıyordu.
Karşılıklı olarak, bunlar
çarpışıyordu.
Bu ilk çarpışmalarla,
taraflar, yavaş yavaş,
Harbe ısınırlardı, olmadan
henüz savaş.
Müşriklerden birisi,
çiğneyip bu âdeti,
Bir ok atıp, eshâbtan
birini şehîd etti.
Bu hareket, güç geldi
sahâbe-i kirâma.
İçleri, volkan gibi başladı
kaynamaya.
O sırada "Üç kâfir"
ileriye çıktılar.
Üçü de, en azılı islâm
düşmanıydılar.
Bunlar, "Utbe" ve "Şeybe",
iki birâder idi.
Üçüncüsü, Utbe'nin oğlu
olan "Velîd"di.
Bunlar, mücâhidlere şöyle
nidâ ettiler:
(Bizimle çarpışacak
içinizde var mı er?)
Mücâhidlerden "Ebû
Huzeyfe" hazretleri,
Kılıcını sıyırıp, derhâl
çıktı ileri.
"Utbe", babası idi
hem de bu sahâbînin.
Fırladı, babasıyla çarpışma
yapmak için.
Ve lâkin Resûlullah, ona
mâni oldular.
(Dur yâ Ebâ Huzeyfe, sen
gitme!) buyurdular.
Sonra, Afrâ hâtunun iki
oğlu, berâber,
"Muâz" ile "Muavvez"
adlı iki birâder,
İleriye çıktılar, onlarla
çarpışmaya.
Bir de çıktı ileri, "Abullah
bin Revâha".
Müşrikler, (Siz kimsiniz?)
diye suâl ettiler.
Onlar, (Biz Medîneli
mü'minleriz) dediler.
Müşrikler seslendi ki:
(Sizinle yok işimiz.
Biz, kendi kavmimizden
kimseleri isteriz.
Yâ Muhammed, sen bize,
kavmimizden bize denk,
Bahadırlar gönder ki,
onlarla edelim cenk.)
O zaman Resûlullah, üç
yiğit sahâbîye,
Duâ edip emretti: (Siz
geri dönün!) diye.
Sonra da, eshâbını süzerek
ayrı ayrı,
Buyurdu ki: (Kalkınız,
ey Hâşim oğulları!
Allahın bu dînini
söndürmek için gelen,
Şu kâfirlere karşı,
çarpışın çekinmeden.)
Sonra, isimleriyle
çağırdılar tek be tek:
(Kalk yâ Alî, yâ Hamza,
yâ Ubeyde!) diyerek.
Resûl'ün emri ile, bu üç
büyük sahâbî,
Çıktılar ileriye, hemen
arslanlar gibi.
Kılıçları sıyırıp, hemen
ilerlediler.
Üç azılı kâfirin karşısına
geçtiler.
|