|
13
-
BEDİR GAZÂSI
ZÂLİMLER KORKAK OLUR
Kureyş, kervanlarının
hâlini öğrenince,
Harp hazırlıklarına
başladılar hemence.
Tam "Yediyüz
develi" ve "Yüz atlı", tamâmen,
“Yüzelli” de piyâde,
toparladılar hemen.
Gidip Ebû Leheb'e, (Sen
de katıl!) deyince,
Korkusundan (Hastayım)
deyiverdi hemence.
Yâni bahâne edip hastalığı
o zaman,
Yerine, başkasını gönderdi
korkusundan.
“Ümeyye bin Halef”
de, islâm düşmanlarının,
En insâfsızlarından
birisiydi pek azgın.
Gevşek davranıyordu bu
kâfir de o sıra.
(Zâlimler korkak olur)
buyurulmuştur zîra.
Haber vermiş idi ki o
Sevgili Peygamber:
(Bir gün benim eshâbım,
Ümeyye’yi katleder.)
O, bunu bildiğinden, düştü
büyük telâşa.
Ve gitmek istemedi, bir
özürle savaşa.
Ebû Cehl’e dedi ki:
(Yaşlı ve çok şişmanım.
İzin ver, ben bu harbe
gidip savaşmıyayım.)
O ise, korkaklıkla edince
onu ithâm,
Çâresizlik içinde dedi ki:
(Peki, tamâm!)
Pek çoğu "Zırhlı"
idi, bu harbe katılanlar.
Vardı hem yanlarında, güzel
sesli kadınlar.
Çalgı âletleriyle, içki de
almışlardı.
Kuvvetlerine bakıp, pek çok
şımarmışlardı.
Dediler ki: (Bu kadar
güçlü bir ordu ile,
Yeneriz, "Bin
kişi"lik bir topluluğu bile.
Kaldı ki müslümânlar, "Üçyüz
kişi"ler yalnız.
Biz onları öldürüp,
mallarını alırız.)
Ve lâkin hepsinin de, bir
tek maksadı vardı.
O da, islâmiyyeti ortadan
kaldırmaktı.
Azgın müşrik sürüsü, şarkı
ve çalgılarla,
Gurur kibir içinde,
çıktılar sonra yola.
Ve lâkin o arada, kervan ve
Ebû Süfyân,
"Bedir tehlikesi"ni
atlatmıştı o zaman.
Bedir’den uzaklaşıp, bir
hayli yol almıştı.
Mekkeye varmak için, az
mesâfe kalmıştı.
Tehlike geçtiğini, gidip
haber vermeye,
Gönderdi Ebû Süfyân, bir
kimseyi Mekkeye.
O, gelip bildirdi ki:
(Kurtulduk tehlikeden.
Artık geri dönünüz siz
dahî bu seferden.
Yâni savaşmak için,
gitmeyin Medîne’ye.
Çünkü lüzum kalmadı,
haydi dönün geriye!)
Ve lâkin “Ebû Cehil”,
o gurur ve kibrinden,
Bunu kabûl etmeyip,
vazgeçmedi fikrinden.
Dedi ki: (Hayır olmaz, bir
defâ çıktık yola.
Gider ve savaşırız, elbet
müslümânlarla.
Hem üç gün ve üç gece, "Bedir"de
konaklarız.
Şarap içer, eğlenir,
develer boğazlarız.
Etrâf kabîleler de, bakarak
böyle bize,
İmrenirler bu üstün ve
güçlü hâlimize.
Hiç kimseden korkmayıp,
çekinmediğimizi,
Görür, iyi anlarlar güç ve
kuvvetimizi.)
O, kâfir gürûhunu coşturup
böyle o gün,
Dedi: (Ey Kureyşliler,
haydi şimdi yürüyün!)
|