|
13
-
BEDİR GAZÂSI
SİZ YAYA YÜRÜMEYİN
“Üçyüzbeş” sahâbîden
müteşekkil bu ordu,
Medîneden çıkarak, “Bedir”e
gidiyordu.
Hazreti “Mus’ab”
ile, “Mu’âz” ve “Alî” o gün,
Mübârek sancağını
taşırlardı Resûl'ün.
Yanlarında "İki at"
ve "Yetmiş deve" vardı.
Kalplerinde “Şehîtlik”,
alev alev yanardı.
Üç kişi'ye, bir deve
düşüyordu o ara.
Bu yüzden, sıra ile
binerlerdi onlara.
Hattâ bu yürüyüşte, o
Hüdânın Habîbi,
Nöbetleşe binerdi deveye
eshâb gibi.
Yaya gitmek sırası o
Resûl'e gelince,
Sahâbe çok üzülüp, derlerdi
ki hemence:
(Yâ Resûlallah, sana,
canımız olsun fedâ.
Siz deveden inmeyin, biz
yürürüz az daha.)
Ve lâkin Resûlullah, yine
yere inerek,
Kendisini, onlardan hiç
farklı görmiyerek,
Buyurdu: (Ey eshâbım,
bilin ki, yürümekte,
Siz, benden daha güçlü
değilsiniz elbette.
Sevap ve mükâfâtta, ben
de sizin gibiyim.
Yâni bundan müstağnî,
ihtiyâçsız değilim.)
Resûlullah ve eshâb,
kavurucu sıcakta,
Böyle gidiyorlardı, "Oruçlu"lardı
hattâ.
İslâmı yaymak için, her
şeye katlanarak,
O Resûl'ün peşinden,
giderlerdi coşarak.
Çünkü bunun sonunda, “Şehîd
olmak” ve “Cennet”,
Hem Allah ve Resûl'ün
rızâsı vardı elbet.
Peygamber Efendimiz,
Eshâbının hâline,
Bakarak, onlar için duâ
etti Rabbine:
(Allahım, yayandırlar,
bunlara binecek ver.
Açık ve çıplaktırlar,
onları giydiriver.
Allahım onlar açtır,
doyur bu mü’minleri.
Fakîrdirler, zengin et
sen bu mücâhitleri.)
Şânlı Bedir ordusu yürürken
ilerlere,
Küffârın kervanı da
yaklaşmıştı "Bedir"e.
Ebû Süfyân, onların
gelmekte olduğunu,
Öğrenince, çok büyük bir
korku sardı onu.
Endîşeye düşerek kervanı
için hemen,
Değiştirdi yolunu, "Bedir"e
erişmeden.
Sâlimen varmak için
Mekke'ye bir an önce,
Başka yola girerek, yol
aldı gündüz gece.
Âcilen gönderdi ki Mekke'ye
bir kimseyi,
Önce varıp, Kureyşe
anlatsın hâdiseyi.
O gelip, gömleğini ön ve
arddan yırtarak,
Haber verdi bu şeyi,
Mekkede bağırarak.
Gâyet heyecânlıydı dedi:
(Ey Kureyşliler!
Müslümânlar, kervana
saldırıya geçtiler.
Eğer yetişirseniz
kurtarabilirsiniz.
Aksi hâlde, vaziyet çok
kötü bilesiniz.)
Mekkeliler, bu zâtın
toplanıp etrâfında,
Harp hazırlıklarına
başladılar ânında.
Bir tarafta, islâmı ihyâ
için gidenler,
Öbür yanda, bu dîni yıkmayı
istiyenler.
İki taraf, gelerek
birbirlerine karşı,
Olacaktı târihin en mühim
bir savaşı.
|