|
12
-
MEDÎNE-İ MÜNEVVERE DEVRİ
MESCİD-İ KIBLETEYN
Resûl'ün Medîneye teşrîfi
üzerinden,
Onyedi ay geçmişti o günden
îtibâren.
Lâkin Resûl ve eshâb,
Kudüs-ü şerîfteki,
“Beyt-i makdîs”e
dönüp, namâz kılarlar idi.
Kubâ ve Medînede yapılan
mescidlerin,
Kıblesi, buna göre yapıldı
çünkü ilkin.
Ve lâkin yehûdîler, bunu
fırsat bilerek,
Bir fitne çıkardılar, dedi
kodu ederek.
Dediler: (Ne acâyip ve
ne gayri tabii.
Dîni bizden apayrı,
kıblesi bizim gibi.)
Bu sözleri, eshâb da
işitiyordu, ancak,
Bir şey söylemezlerdi buna
cevap olarak.
Küffârın bu sözleri,
Allahın Resûlünün,
Mübârek kulağına nihâyet
geldi bir gün.
Temiz, nâzik kalpleri,
incindi bu sözlerden.
Cebrâil geldiğinde, söyledi
Ona hemen.
Buyurdu: (Ey Cebrâil,
arz eyle ki Allaha,
Namâzlarda yüzümü
çevirsin Beytullaha.
Zîra yehûdîlere âit bu
Beyt-i makdîs.
Kıble için, Kâ’beyi
eylesin bana tahsîs.)
Cibrîl aleyhisselâm dedi
ki: (Yâ Muhammed!
Bunu, Hak teâlâdan talep
eyle, duâ et.)
Cibrîl, Resûlullaha
eyleyince böyle arz.
Allahın Sevgilisi Rabbine
etti niyâz.
Ve “Bekara” sûresi,
yüzkırkdördüncü âyet,
Allahın Resûlüne nâzil oldu
nihâyet.
Ve şöyle buyurdu ki meâlen
cenâbı Hak:
(Ey Habîbim, biz seni
görüyoruz muhakkak.
Vahyin gelmesi için, duâ
eylediğini,
Ve bizden ayrıca bir, “Kıble”
istediğini.
İşte ey Peygamberim, bunun
için seni biz,
İstediğin kıbleye hemen
çevireceğiz.
Bundan sonra yüzünü, döndür
“Kâbe yönü”ne.
Ey mü’minler, namâzda siz
de dönün bu yöne.)
Resûlullah, eshâba namâz
kıldırıyordu.
O namâz esnâsında, bu âyet
nâzil oldu.
Öğlenin farzı idi ve
bitmemişti daha.
Getirdi bu âyeti Cibrîl
Resûlullaha.
O Server, alır almaz
Rabbinin bu emrini,
"Beytullah"a
çevirdi, namâzda yönlerini.
Sahâbe-i kirâm da,
Peygambere uyarak,
Hep "Kâ’be"ye
döndüler, birden toplu olarak.
O namâzın yarısı, “Beyt-i
makdîs”e doğru,
Yarısı da, “Kâ’be”ye
doğru kılınmış oldu.
Bu vak’a, bu mescidde vukûa
geldiğinden,
Onun ismi, “Mescid-i
kıbleteyn” oldu hemen.
Peygamber Efendimiz ve
bütün müslümânlar,
Artık “Kâ’beye doğru”
namâzları kıldılar.
Hem sonra Resûlullah, hiç
vakit geçirmeden,
"Kubâ"da ilk yapılan
mescide gitti hemen.
Onun mihrâbını da, mübârek
elleriyle,
Yaptı ve duvarları değişti
tamâmiyle.
|