|
12
-
MEDÎNE-İ MÜNEVVERE DEVRİ
(Selmân-ı Fârisî)
KURTULDU KÖLELİKTEN
Hem “Selmân-ı Fârisî”
anlatır ki kendisi:
Bir gün, beni sorarak
arıyordu birisi.
Diyordu: (Kırk ukiyye
altını, sâhibine ,
Verip de kavuşacak
kimdir hürriyetine?)
Baktım, pek tanıdığım
kimselerden değildi.
Bana, "Yumurta" kadar bir “Altın”
verip gitti.
Alarak o altını o kimsenin
elinden,
Allahın Resûlünün yanına
gittim hemen.
Dedim: (Yâ Resûlallah,
bilmediğim bir kimse,
Bana, şöyle bir altın verdi
o her kim ise.)
Buyurdu ki: (Götürüp,
yehûdîye ver bunu.
Edâ et böylelikle ona
olan borcunu.)
Dedim: (Yâ Resûlallah, bu
altın hafif biraz.
Onun istediğinden
zannederim daha az.)
Allahın Sevgilisi aldı onu
eline.
Sürüverdi mübârek dilinin
üzerine.
Buyurdu ki: (Al şimdi,
yehûdîye götür ver.
Zannederim bu altın,
borcunu edâ eder.)
Götürüp verdiğimde, yehûdî
tarttı onu.
Gördü istediğinden, hem “Ağır”
olduğunu.
Resûl-ü müctebânın bu
mûcizesi ile,
Kendimi kölelikten
kurtardım böylelikle.
Vaktâ ki kölelikten, âzâd
etti kendini,
“Sepet” örüp,
satmakla sağlardı geçimini.
Kârının bir kısmıyla, kendi
geçiniyordu.
Kalanı, fakîrlere hediye
ediyordu.
Çok ibâdet ederdi gece
karanlığında.
İbâdetsiz gecesi, geçmedi
hayâtında.
Bâzı gece, Resûl’ün
huzûruna giderek,
Sohbet ediyorlardı, başbaşa
sabaha dek.
Öyle dalmış idi ki Resûl’ün
sevgisine,
Hiç tatlı gelmiyordu başka
şey kendisine.
Tamâmen “Âhiret”e
çevirmişti gönlünü.
Rabbine ibâdetle geçirdi
bir ömrünü.
Dünyâya, zerre kadar
vermezdi ehemmiyet.
Zîra onun gözünde, var idi
sırf âhiret.
Îmâna kavuşunca, “Eshâb-ı
suffe” denen,
Ehl-i ilim zâtlardan biri
oldu o hemen.
“Kinde”
kabîlesinden, bir kızla evlenmişti.
Evlendiği hanımın hânesine
gelmişti.
Baktı ki, duvarlarda,
“Süsler” var, etti hayret.
Dedi: (Ancak Kâ’beye
yakışır böyle zînet.)
Daha sonra gördü ki, evinde
çok “Eşyâ” var.
Hanımına sordu ki:
(Kimindir bu eşyâlar?)
(Bize âit) deyince, dedi:
(Yolculuktayız.
Yolcuya lâzım olan kadar
olsun malımız.)
Bir “Hizmetçi kadın”ı,
gördü hem de o vakit.
Sordu ki: (Bu hizmetçi
kadın da kime âit?)
(Senin ve ehlinindir)
deyince de bu sefer,
Dedi ki: (Bana böyle
emretmedi o Server.)
Bana buyurdular ki:
(Nikâhlı hanımından,
Başka kadın, evinde
bulundurma yâ Selmân!)
Sonra kalkıp, başladı gece
ibâdetine.
Ağlayıp, göz yaşıyle duâ
etti Rabbine.
|