ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBER EFENDİMİZİN HAYATI - 1

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

12 - MEDÎNE-İ MÜNEVVERE DEVRİ           (Selmân-ı Fârisî)       

BANA RABBİMİ TANIT

 

Dedim ki: (Babacığım, dediğin o bağlara,

Bu sabah çıkıp gittim, dolaşırken bir ara,

 

Rastladım yol üstünde “Kilise”nin birine.

Merak edip, hemence girdim içerisine.

 

Baktım, bir çok insanlar ediyorlar ibâdet.

Onların bu hâlleri, hoşuma gitti gâyet.

 

Onlar, görmedikleri, herşeye kâdir olan,

Kudretli bir "Allah"a ediyorlar hep îmân.

 

Ben onları görünce, anladım ki muhakkak,

Onların bu dinleri, bizimkinden daha hak.)

 

Babam bunu duyunca, bana dedi: (Ey oğlum!

Bu düşüncen çok yanlış, sana doğru diyorum.

 

Baban ve ecdâdının dîni daha doğrudur.

Onların hâllerine aldanma, doğru budur.)

 

Dedim ki: (Hayır baba, ben öğrendim herşeyi.

O din, bizim bu dinden daha doğru ve iyi.

 

Onlar inanıyorlar, hak olan bir Allaha.

İnandım ki o dinden, iyi din yoktur daha.)

 

Babam bana çok kızıp, ayak ve ellerimden,

Bağlayıp, bir odaya hapsetti beni hemen.

 

O hâlimde ben yine, “Şam”ı düşünüyordum.

Oraya girmek için, çâreler arıyordum.

 

Ve bir gün öğrendim ki, “Köyümüzden tâ Şam’a,

Bir kervan gidecekmiş, hem de o gün akşama.”

 

Ellerimi çözerek, gizlice kaçtım evden.

Şam’a giden kervana, katıldım gidip hemen.

 

Şam’a vâsıl olunca, hıristiyan dîninin,

En büyük âlimi”ni öğrendim hemen ilkin.

 

Sevinç ve heyecânla, gidip buldum âlimi.

Huzûruna varınca, arz eyledim hâlimi.

 

Dedim ki: (İzin verin, kalayım evinizde.

Olayım gece gündüz sizin hizmetinizde.

 

Yeter ki, öğreneyim hıristiyân dînini.

Tanıtın bir de bana, âlemlerin Rabbini.)

 

O kabûl eyleyince, hizmetine girdim tâm.

Böyle onun yanında, bir müddet ettim devâm.

 

Kilise işlerini idâme ediyordum.

Ve hıristiyânlığı ondan öğreniyordum.

 

Lâkin bir müddet sonra, anladım ki ben bizzât,

O, dedikleri gibi değilmiş iyi bir zât.

 

Zîra fakîrler için aldığı akçeleri,

Fakîrlere vermeyip, yığıyordu ekseri.

 

Yedi küp” doldurmuştu altın ve gümüşlerden.

Ve hattâ benden gayri, yok idi bunu bilen.

 

Bir müddet sonra bu zât, göçtü ebediyyete.

Geldi hıristiyânlar, defin için hizmete.

 

Dedim ki: (Neden buna ilgi gösterirsiniz?

Bu, hürmet edilmeye lâyık değil, biliniz.)

 

Bana inanmayınca, söyledim hakîkati.

O zaman inandılar onlar da bana kat’î.

 

(Bu, techîz ve tekfîne lâyık değil) diyerek,

Cenâzesini alıp, ettiler bir yere terk.

 

O âlimin yerine, geçti başka birisi.

Onun, “Dünyâ malı”yla yok idi bir ilgisi.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan