ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBER EFENDİMİZİN HAYATI - 1

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

12 - MEDÎNE-İ MÜNEVVERE DEVRİ

SİZ YUKARI BUYURUN!

 

O Server, Medîneye teşrîf ettiklerinde,

Kaldılar “Hâlid bin Zeyd Ensârî”nin evinde.

 

Eve teşrîf edince ol Hüdânın Habîbi,

Bir neş’eye gark oldu bu tâlihli sahâbî.

 

Artık O, geceleri kılıcını alarak,

Muhâfızlık yapardı, etrâfı kollıyarak.

 

İki katlı bir evdi onların hâneleri.

Alt kat”ı tercîh etti Allahın Peygamberi.

 

Lâkin hazreti Hâlid, değildi hiç müsterîh.

Ki, “Niçin Resûlullah alt katı etti tercîh?”

 

En son dayanamayıp, geldi huzûrlarına.

Dedi ki: (Anam babam, fedâ olsun yoluna.

 

Sizin aşağı katta ikâmet etmenize,

Gönlümüz râzı değil, ağır gelir bu bize.

 

Ne olur, bir üst kata, siz teşrîf buyurunuz.

Biz aşağı inelim, böyle râhat oluruz.)

 

Buyurdu ki: (Yâ Hâlid, bundan olma muzdarip.

Bizim altta olmamız, daha uygun, münâsib.

 

Zîra ziyâretçiler gelir beni görmeye.

Burası daha iyi onlarla görüşmeye.)

 

Hazreti Hâlid der ki: (Peygamber Efendimiz,

Böyle arzû edince, râzı olduk buna biz.

 

Bir “Testi”miz vardı ki, kırıldı düşüp birden.

İçindeki dolu su, yere aktı kâmilen.

 

Sular, aşağıya da sızar ve akar diye,

Biz, hanımla bir hayli kapıldık endîşeye.

 

Yok idi o zamanlar, pek maddî varlığımız.

Tek yorgan”ımız vardı her gün kullandığımız.

 

Bastırdık hemen onu suların üzerine.

Ki, bir zarar vermesin, Allahın Resûlüne.

 

Biz evde yürürdük ki, gâyet yavaş olarak,

Bu yüzden dökülmesin aşağı toz ve toprak.)

 

Ve yine “Ebû Eyyûb” anlatır ki: Bir kere,

Yemek götürmüş idim, hazreti Peygambere.

 

“İki kişilik” idi götürdüğüm o yemek.

Zîra “Resûlullah”la, “Ebû Bekir” vardı tek.

 

Bana buyurdular ki: (Haber ver sahâbeye.

Ensârdan otuz kişi gelsin yemek yemeğe.)

 

Ben şöyle düşünerek durakladım o ara:

“Getirdiğim bu yemek yeter mi ki onlara?”

 

Düşüncemi anlayıp, buyurdu ki (Yâ Hâlid!

Ensârdan otuz kişi dâvet eyle, haydi git.)

 

(Peki yâ Resûlallah!) diyerek o Server’e,

Gittim ve “Otuz kişi” dâvet ettim yemeğe.

 

Onar onar oturup, bol  bol yiyip doydular.

Yemekte bir azalma olmadı zerre kadar.

 

Sonra buyurdular ki: (Yâ Hâlid, git de yine.

Altmış kişi dâvet et, yemek ziyâfetine.)

 

Çağırdım, hepsi geldi, yediler o yemeği.

 O “Altmış kişi”nin de doydular hepsi iyi.

 

Sonra üçüncü defâ buyurdu ki o Server:

(Yâ Hâlid, doksan kişi dâvet eyle bu sefer.)

 

Dâvet ettim, geldiler, yediler o yemekten.

O “Doksan kişi”nin de doydular hepsi hemen.

 

Misâfirler gidince, yemeğe ettim nazar.

Gördüm ki, bir azalma olmamış zerre kadar.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan