ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBER EFENDİMİZİN HAYATI - 1

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

11 - HİCRET-İ PEYGAMBERÎ

GELİYORLAR !  GELİYORLAR !

 

"Allahın Sevgilisi", düşmanların şerrinden,

"Hicret" maksadı ile, çıktı Mekke şehrinden.

 

Medîneli mü’minler, duyunca bu haberi,

Sevinçle beklediler, Sevgili Peygamberi.

 

Zîra ziyâdesiyle özlemişlerdi Onu.

Büyük bir heyecânla, gözlediler yolunu.

 

"Gözcü"ler koydular ki, geleceği yollara,

Teşrîfini, ânında haber versin onlara.

 

Bütün Medîneliler, yaşlı genç, kadın erkek,

Gözlerini, ümitle çöl ufkuna dikerek,

 

Kızgın çölün, nasılsa “Serin su”ya hasreti,

Öylece beklediler onlar da o “Hazret”i.

 

Herbirinin kalbinde, şu arzû vardı ki tek:

“Acabâ Resûlullah ne gün teşrîf edecek?”

 

Büyük sabırsızlıkla beklerken böyle onlar,

Âniden, “Geliyorlar!” diye bir ses duydular.

 

O noktaya, dikkatle baktığında her biri,

Gördüler “Sıddîk” ile “Hazreti Peygamber”i.

 

(Resûlullah göründü, işte geliyor!) diye,

Büyük müjde, bir anda yayıldı Medîneye.

 

Dediler: (Müjde müjde, Resûlullah geliyor.

Sevinin ey insanlar, Habîbullah geliyor.

 

İşte, teşrîf ediyor sebeb-i necâtımız.

Sevinin, bayram yapın, geliyor baş tâcımız.)

 

Kadın erkek, yaşlı genç, sevindiler, coştular.

Karşılamak üzere, Ona doğru koştular.

 

O gün “Tekbîr” sesleri, çıkıyordu göklere.

Ve sevinç gözyaşları, akıyordu yerlere.

 

Benzeri görülmemiş “Bayram” yaşanıyordu.

Herkes, hep bir ağızdan, şunları söylüyordu:

 

(Seniyyetül vedâ’dan, ay doğdu üstümüze.

Bu, ne büyük bir devlet, hamd olsun Rabbimize.

 

Hoş geldin şehrimize, ey Allahın Habîbi!

Bize, daha sevinçli gün olmaz bunun gibi.)

 

O anda müslümânlar, merak ederdi ki hep:

“Resûl, kimin evine teşrîf eder ki acep?”

 

Kusvâ”nın yularından, tutarak bir çokları,

Kendi hânelerine çağırırdı onları.

 

Resûlullah, bakarak onların ahvâline,

Buyurdu ki: (Deveyi, koyun kendi hâline.

 

Açın onun yolunu, zîra devem me’mûrdur.

Emrolunduğu yere gelince, kendi durur.)

 

Bıraktılar, hepsini bir merak sardı ancak,

Ki, “Deve, hangi evin kapısında duracak?”

 

Deve, “Ebâ Eyyûb”ün evi önüne kadar,

Yürüyüp, tâm o eve gelince kıldı karar.

 

Hemen “Hâlid ibni Zeyd Ebâ Eyyûb Ensârî”,

Sevinç ve heyecânla koşuverdi ileri.

 

Allahın Resûlünün huzûruna gelerek,

Evini, eli ile Resûl’e göstererek,

 

Dedi ki: (İşte evim, işte şu da kapısı.

Buyur yâ Resûlallah, hazırdır her odası.)

 

Resûl’e mihmândârlık, ne seâdet, ne ni’met.

O gün, “Ebâ Eyyûb”e nasîb oldu bu devlet.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan