|
11
- HİCRET-İ PEYGAMBERÎ
GELİYORLAR ! GELİYORLAR !
"Allahın Sevgilisi",
düşmanların şerrinden,
"Hicret" maksadı
ile, çıktı Mekke şehrinden.
Medîneli mü’minler, duyunca
bu haberi,
Sevinçle beklediler,
Sevgili Peygamberi.
Zîra ziyâdesiyle
özlemişlerdi Onu.
Büyük bir heyecânla,
gözlediler yolunu.
"Gözcü"ler koydular
ki, geleceği yollara,
Teşrîfini, ânında haber
versin onlara.
Bütün Medîneliler, yaşlı
genç, kadın erkek,
Gözlerini, ümitle çöl
ufkuna dikerek,
Kızgın çölün, nasılsa “Serin
su”ya hasreti,
Öylece beklediler onlar da
o “Hazret”i.
Herbirinin kalbinde, şu
arzû vardı ki tek:
“Acabâ Resûlullah ne gün
teşrîf edecek?”
Büyük sabırsızlıkla
beklerken böyle onlar,
Âniden, “Geliyorlar!”
diye bir ses duydular.
O noktaya, dikkatle
baktığında her biri,
Gördüler “Sıddîk”
ile “Hazreti Peygamber”i.
(Resûlullah göründü,
işte geliyor!) diye,
Büyük müjde, bir anda
yayıldı Medîneye.
Dediler: (Müjde müjde,
Resûlullah geliyor.
Sevinin ey insanlar,
Habîbullah geliyor.
İşte, teşrîf ediyor
sebeb-i necâtımız.
Sevinin, bayram yapın,
geliyor baş tâcımız.)
Kadın erkek, yaşlı genç,
sevindiler, coştular.
Karşılamak üzere, Ona doğru
koştular.
O gün “Tekbîr”
sesleri, çıkıyordu göklere.
Ve sevinç gözyaşları,
akıyordu yerlere.
Benzeri görülmemiş “Bayram”
yaşanıyordu.
Herkes, hep bir ağızdan,
şunları söylüyordu:
(Seniyyetül vedâ’dan, ay
doğdu üstümüze.
Bu, ne büyük bir devlet,
hamd olsun Rabbimize.
Hoş geldin şehrimize, ey
Allahın Habîbi!
Bize, daha sevinçli gün
olmaz bunun gibi.)
O anda müslümânlar, merak
ederdi ki hep:
“Resûl, kimin evine teşrîf
eder ki acep?”
“Kusvâ”nın
yularından, tutarak bir çokları,
Kendi hânelerine çağırırdı
onları.
Resûlullah, bakarak onların
ahvâline,
Buyurdu ki: (Deveyi,
koyun kendi hâline.
Açın onun yolunu, zîra
devem me’mûrdur.
Emrolunduğu yere
gelince, kendi durur.)
Bıraktılar, hepsini bir
merak sardı ancak,
Ki, “Deve, hangi evin
kapısında duracak?”
Deve, “Ebâ Eyyûb”ün
evi önüne kadar,
Yürüyüp, tâm o eve gelince
kıldı karar.
Hemen “Hâlid ibni Zeyd
Ebâ Eyyûb Ensârî”,
Sevinç ve heyecânla
koşuverdi ileri.
Allahın Resûlünün huzûruna
gelerek,
Evini, eli ile Resûl’e
göstererek,
Dedi ki: (İşte evim,
işte şu da kapısı.
Buyur yâ Resûlallah,
hazırdır her odası.)
Resûl’e mihmândârlık, ne
seâdet, ne ni’met.
O gün, “Ebâ Eyyûb”e
nasîb oldu bu devlet.
|