ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBER EFENDİMİZİN HAYATI - 1

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

11 - HİCRET-İ PEYGAMBERÎ

HAZRETİ ALÎ’NİN HİCRETİ

 

"Hazreti Peygamber"le, "Ebû Bekir-i Sıddîk",

"Âmir bin Füheyre" ve "Abdullah bin Üreykıt",

 

Sekiz Rebî’ül evvel, Pazartesi gününde,

Oldular kuşluk vakti, sabah “Kubâ köyü”nde.

 

Resûlullah burada, “İlk mescid”i yaptılar.

Ve Kubâ vâdisinde, ilk Cumâyı kıldılar.

 

(Temeli, takvâ üzre kurulan mescit) diye,

Hak teâlâ katından, geldi hem bir methiye.

 

Bu arada Mekkede, “Alî bin Ebî Tâlip”,

O gün emânetlerle, Kâ’be yanına gelip,

 

Resûl’ün makâmına oturup nidâ etti:

(Herkes, emânetini gelsin ve alsın!) dedi.

 

Artık Mekke şehrinde kalan eshâb-ı kirâm,

Hep “hazreti Alî”ye gelip sığındılar tâm.

 

Ve Mekkede kaldıkça Resûlullahın evi,

Mekân tuttu orada, yine hazreti Alî.

 

Resûl haber saldı ki hem hazreti Alî’ye:

(Eşyâlarımı alıp, Medîne’ye gel!) diye.

 

Bu emri alır almaz hazreti Peygamberden,

Kureyş kâfirlerinin yanına geldi hemen.

 

Dedi ki: (Medîneye gideceğim ben yârın.

Bir şey diyecekseniz, yârına bırakmayın.)

 

Herbiri, başlarını aşağı indirdiler.

Korkudan bir kelime cevâp veremediler.

 

Lâkin "hazreti Alî", yükleyip eşyâları,

Giderken, karşısına çıktı Kureyş küffârı.

 

Dediler: (Gidemezsin, geri dön yüklerinle!

Aksi hâlde hepimiz, cenk ederiz seninle.)

 

Allah arslanı Alî, devesinden inerek,

Yürüdü üstlerine, hiddetle kükreyerek.

 

O anda, korku düştü kalplerine küffârın.

Allahın yardımıyla oldular darmadağın.

 

Yine "hazreti Alî", binerek devesine,

Çıktı müteveccihen, Medîne beldesine.

 

Sonra çıktı yoluna “Mikdâd” adında biri.

Kılıcını çekerek dedi: (Hemen dön geri!)

 

İndi yine deveden, yürüdü üzerine.

Bir hamlede yıkarak, çıktı göğsü üstüne.

 

Hemence öldürmeyip, "Îmân"a etti dâvet.

O dahî kabûl edip, nasîb oldu hidâyet.

 

Hem "Büyük bahadır"ı oldu müslümânların.

Hem de, büyüklerinden oldu cümle eshâbın.

 

Sonra hazreti Alî, devâm etti sefere.

Ve nihâyet "Kubâ"da, yetişti o Server’e.

 

Şişmiş ayaklarından, kanlar akıyordu hep.

Ve hattâ varamadı huzûra bundan sebep.

 

O Server haber alıp, teşrîf etti yanına.

Hâline çok acıdı ve sarıldı boynuna.

 

Mübârek elleriyle, narin ayaklarını,

Okşayıp takdîr etti, bu fedâkârlığını.

 

Ellerini kaldırıp, bu amcazâdesine,

Çok duâlar eyledi, sonsuz seâdetine.

 

Bu fedâkârlığının üstüne, sonra hemen,

Bir âyet nâzil oldu, kendisini metheden.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan