|
11
- HİCRET-İ PEYGAMBERÎ
BİZ DE SANA ÂŞIĞIZ
“Hazreti Sıddîk”
ile, o gece “Resûlullah”,
Karanlık mağarada ettiler o
gün sabâh.
Resûlullah, Sıddîk’ı gördü
sabâh gömleksiz.
Hemen suâl etti ki: (Nerede
gömleğiniz?)
Dedi: (Yâ Resûlallah,
gördüm ki mağarada,
Akrepler ve yılanlar
geziyordu ortada.
Beni görüp, kaçtılar hepsi
deliklerine.
Gömleğimi yırtarak, tıkadım
herbirine.)
Allahın Sevgilisi, bunu
Ondan dinledi.
Ellerini kaldırıp, Ona duâ
eyledi.
Sıddîk’ın ayağını ısırınca
o yılan,
Resûlullah buyurdu: (Ayağını
çek ordan!)
Hazreti Ebû Bekir, çekince
ayağını,
Hemen delik ağzında,
gördüler o "Yılan"ı.
Koca bir yılan idi, çok
heybetli ve iri.
Azarladı yılanı Allahın
Peygamberi:
(Ey yılan, korkmaz mısın
âlemlerin Rabbinden?
Hem de utanmaz mısın
Onun Peygamberinden?
Eziyyet ediyorsun benim
arkadaşıma.
Izdırap veriyorsun. bu
yâr ve yoldaşıma.)
Yılan, dile geldi ve dedi:
(Yâ Resûlallah!
Sen, bütün varlıkların
Peygamberisin Vallah.
Sana âşık olanlar, değil
yalnız insanlar.
Âşıktır sana kuşlar,
karıncalar, yılanlar.
Önceden biliyordum ben
geleceğinizi.
Ve en büyük arzûm da, "Görmek"ti
bir an sizi.
Bu sıkıntılı yerde, gece
gündüz demedim.
Senelerdir, sabırla
yolunuzu bekledim.
Girdiniz “Güneş”
gibi karanlık mağaraya.
Sıddîk mâni olunca, kalmadı
bende hayâ.
Yüzünü görmek için, bu suçu
işledim ben.
Özrümü kabûl edip, affedin
beni lütfen.)
Resûl, kabûl buyurdu
yılanın bu özrünü.
Sürdü hemen yaraya, mübârek
tükrüğünü.
Hazreti Ebû Bekir, oldu
hemen şifâyâb.
Kalmadı yarasında bir acı
ve ızdırâb.
O ara müşrikler de, iz
tâkip ede ede,
Gelip karar kıldılar,
mağaranın önünde.
Ve lâkin görür görmez, bir
“Örümcek ağı”nı,
Ve bir “Güvercin”in
de, hem yuva yaptığını,
Dediler: (Eğer onlar
girselerdi bu yere,
Ağ yırtılır, hem yuva
bozulurdu bir kere.)
Ve hemen iz sürücü “Ebû
Kürz”e döndüler.
(Sen izleri böyle mi
sürüyorsun?) dediler.
Dedi: (İzler geliyor işte
bu mağaraya.
Ya yere girdi bunlar, ya
uçtular havaya.)
Bir tânesi dedi ki:
(Öyle ise, biriniz,
Mağaranın içine girip
göz gezdiriniz.)
Bir başkası dedi ki: (Hadi
gidin oradan.
Bu ağ belki örülmüş, tâ
Muhammed doğmadan.)
Onlar, kapı önünde
konuşurken bu minvâl,
Hazreti Ebû Bekir, endîşe
etti derhâl.
Dedi: (Yâ Resûlallah,
onlardan bir tânesi,
Eğilip bakmış olsa, burada
görür bizi.)
Resûlullah buyurdu:
(Korkma yâ Ebâ Bekir!
Korkma ki, Hak teâlâ
bizimle berâberdir.)
|