|
11
- HİCRET-İ PEYGAMBERÎ
KORKMA YÂ EBÂ BEKİR !
Safer yirmiyedisi ve
Perşembe günlerden.
Peygamber Efendimiz, Ebû
Bekir'le hemen,
Yanlarına bir miktâr
yiyecek de alarak,
Başladılar "Hicret"e,
o evden ayrılarak.
Bilmemesi için de, bunu o
müşriklerin,
Arka penceresinden
atladılar o evin.
Belli olmasın diye, hem de
ayak izleri,
Parmakları ucuna basarlardı
ekseri.
“Hazreti Ebû Bekir”,
Resûl’ün çevresinde,
Dönerek gidiyordu korku
içerisinde.
Bâzan sağda, bâzan da
solunda yürüyordu.
Resûl’ün etrâfında pervâne
dönüyordu.
Allahın Sevgilisi, sordu:
(Yâ Ebâ Bekir!
Bu minvâl yürümende,
acabâ hikmet nedir?
Sebep ne ki, bir sağdan,
bir soldan yürüyorsun.
Bir ileri, bir geri, yer
değiştiriyorsun?)
Dedi: (Yâ Resûlallah,
korkarım ki sizlere,
Herhangi bir cihetten bir
zarar gelir diye.
Onun için bir sağdan, bir
soldan yürüyorum.
Bir zarar gelecekse, bana
gelsin diyorum.)
Buyurdu ki: (Üzülme,
Rabbimiz bizimledir.
Bize zarar yapmaya
olamazlar muktedir.)
Nihâyet mağaraya vardılar
selâmetle.
Ve lâkin Resûlullah,
yorulmuştu gâyetle.
Na’linleri dar olup, yolda
parçalandı hep.
Mübârek ayakları, kanadı
bundan sebep.
Yürüyecek mecâli kalmamıştı
velhâsıl.
Güçlükle mağaraya oldular
gece vâsıl.
Mağara kapısına gelince en
nihâyet,
Sıddîk arz eyledi ki:
(Bana müsâade et.
Gireyim sizden önce,
akrep, yılan olmasın.
Haşerâtın zararı sizlere
dokunmasın.)
Sonra girdi içeri Resûl
izin verince.
İçerde, sağlı sollu “Delikler”
gördü nice.
Acele gömleğini yırtıp
parçalıyarak,
Tıkadı delikleri, “bir
tâne” kaldı ancak.
Çıplak ökçesini de, koyarak
o deliğe,
Dedi: (Yâ Resûlallah,
buyurun içeriye!)
Allahın Sevgilisi, “Besmele”
okuyarak,
Teşrîf etti içeri, gâyet
yorgun olarak.
Ve mübârek başını,
Sıddîk’ın kucağına,
Koyup uyuyuverdi, fazla
yorgun olunca.
O sırada Sıddîk’ın ayağını
koyduğu,
Delikteki “bir yılan”
ısırdı birden onu.
Canı yandı ise de bu acıdan
be gâyet,
“Resûl uyanır” diye,
etmedi hiç hareket.
Lâkin göz yaşlarına mâni
olamamıştı.
Ve Resûl'ün yüzüne, "bir
damla" damlamıştı.
Resûlullah uyanıp, suâl
etti hemence:
(Yâ Ebâ bekr kardeşim,
ne oldu biraz önce?)
Dedi: (Yâ Resûlallah,
delikteki bir yılan,
Isırdı ayağımı, yaş geldi
acısından.)
Mübârek tükürüğünü sürdü
Resûl yaraya.
Ânında iyi olup, kavuştu
tâm şifâya.
|