ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBER EFENDİMİZİN HAYATI - 1

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

11 - HİCRET-İ PEYGAMBERÎ

GÜLER YÜZ, TATLI DİL

 

Dîni öğretmek için Medîneli mü’minler,

Hazreti Peygamberden “Muallim” istediler.

 

İşte bu maksat ile, Allahın Peygamberi,

Gönderdi Medîneye “Mus’ab ibni Umeyr”i.

 

“Mus’ab”, bu emir ile oraya geldiğinde,

Es’ad bin Zürâre”nin sâkin oldu evinde.

 

Bu evi, kendisine edinip bir “Merkez üs”,

"İslâm"ı yaymak için çalıştı gece gündüz.

 

Müsâit kimseleri, o eve getirerek,

İslâmı anlatırdı güler yüz göstererek.

 

Ev, âdetâ bir “Dergâh” gibi çalışıyordu.

O eve kim girerse, "Îmânlı" çıkıyordu.

 

Bir reîsi vardı ki, lâkin o kabîlenin,

Îmân ile müşerref olmamıştı o hemîn.

 

Bu, “Sa’d bin Mu'âz” ki, vâkıf oldu bu işe.

Mâni olmak istedi bu hayırlı gidişe.

 

Lâkin ev sâhibiyle akrabâ olduğundan,

Bir şey diyemiyordu kendisine doğrudan.

 

Bu maksatla dedi ki “Üseyyid bin Hudayr”e:

(Mâni ol git şu evde, Mus'ab ibni Umeyr’e!

 

Mekkeden, şehrimize ne için gelmiş o zât?

Onu görüp, hâline vâkıf ol gidip bizzât.

 

Es’ad, teyzemin oğlu olmasaydı eğer ki,

 

Sana hiç söylemezdim bu işi elbette ki.)

 

“Üseyyid”, mızrağını alarak çıktı evden.

Mus’ab”ın bulunduğu o eve vardı hemen.

 

Konuşmaya başladı girer girmez hiddetle.

Dedi ki: (Niçin geldin buraya, ne niyetle?

 

Yalan şeyler söyleyip, halkı aldatıyorsun.

Bilinmiyen bir dîne onları sokuyorsun.

 

Olmak istemiyorsan eğer ki hayâtından,

Acele ayrılıp git bizim vatanımızdan.)

 

“Mus’ab”, yumuşaklıkla eyledi ki şöyle arz:

(Safâ geldin, hele gel, şuraya otur biraz.

 

Önce bizi dinleyip, vâkıf ol gâyemize.

Beğenirsen kabûl et, mâni ol yoksa bize.)

 

Onun bu nâzikâne ve yumuşak hâlini,

Görmek, yumuşatmıştı “Üseyyid”in kalbini.

 

(Doğru söyledin) deyip, mızrağını, bu kere,

Saplıyarak, oturdu gösterdiği bir yere.

 

Mus’ab”, güler yüz ile bir güzel sohbet etti.

Anlattı tatlı tatlı ona islâmiyyeti.

 

Kur’ânı kerîmden de okudu birkaç âyet.

Üseyyid” dinleyince, duygulandı begâyet.

 

(Bunlar, ne güzel şeyler) dedi kendi kendine.

Sordu: (Ne yapmak lâzım, girmek için bu dîne?)

 

Mus’ab”ın dediğini, o da tekrâr ederek,

Îmân etti orada, şehâdet getirerek.

 

Ve dedi ki: (Bu yerde, var ki Sa’d bin Mu'âz,

O îmân eder ise, îmân eder cümle nâs.)

 

Sonra, huzûr içinde ayrılarak o evden,

Sa’d ibni Mu'âz”ın yanına geldi hemen.

 

“Sa’d”, onu uzaktan görür görmez dedi ki:

(Değişik geldi bana Üseyyid'in sîreti.

 

Ve size, yemîn ile söylerim ki ben kezâ:

O, gittiği yüz ile gelmiyor yanımıza.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan