|
10
-
MÎRÂC MÛCİZESİ
ELLİ VAKİT NAMÂZ
Peygamber Efendimiz,
Cehennemi görünce,
(Burada kimler yanar?)
diye sordu hemence.
Kendi ümmeti için olduğunu
öğrenip,
Ağlamaya başladı, olup
gâyet muzdarip.
Gökteki melekler de,
ağladılar hep o an.
Bir hitâb-ı ilâhî geldi Hak
teâlâdan.
Buyurdu: (Ey Habîbim, benim
katımda, senin,
Pek büyük ve âlîdir,
izzetin ve şerefin.
Hâtırını hoş tut ki, duân
kabûl olunur.
Her ne ki niyâz etsen,
katımda makbûl olur.
"Şefâat" makâmını
veririm ki ben sana,
Senden başka kavuşan,
olmadı bu ihsâna.
O gün pek çok âsîyi,
şefâatinle senin,
Affeder, bağışlarım, tâ ki
“Yeter!” diyesin.
Ey Habîbim, her kim ki
emrime mutî olur,
Azâbtan emîn olup,
rahmetime kavuşur.
Sana ve ümmetine, gece
gündüz her dâim,
“Elli vakit namâz”ı
farz kıldım ey Habîbim!)
Resûlullah buyurdu: Bu
makâmdan sonra ben,
Rücû edip, “Hazreti Mûsâ”ya
vardım hemen.
Dedi ki: (Hak teâlâ, sana
ve ümmetine,
Ne gibi bir ibâdet farz
kıldı her bir güne?)
Dedim ki: (Her gece ve
gündüz, tâat olarak,
Elli vakit namâzı, farz
kıldı cenâbı Hak.)
Dedi ki: (Yâ Muhammed,
geriye dön de yine,
Hafifletmesi için, niyâz
eyle Rabbine.
Çok gelir ümmetine, elli
vakit ibâdet.
Onlar bunu yapmakta,
zorlanırlar be gâyet.)
Avdet edip, Rabbime ettim
ki şöyle niyâz:
(Yâ Rabbî, ümmetimden
tahfif et bunu biraz.)
Beş vakit tenzîl etti
Rabbim bu ibâdetten.
Dönüp, “Mûsâ Nebî”ye
söyledim bunu hemen.
Dedi ki: (Yâ Muhammed,
tekrârdan dön Allaha.
Dile ki, bunu dahî
hafifletsin az daha.
Zîra senin ümmetin, yapamaz
bunca amel.
Ben, benî İsrâil’i denedim
daha evvel.)
O böyle söyleyince, döndüm
yine geriye.
Arz eyledim: “Bunu da
biraz hafiflet” diye.
Hafifletti Rabbimiz, beş
vakit daha namâz.
Gelip “Mûsâ Nebî”ye
eyledim bunu da arz.
Rabbimle Mûsâ Nebî
arasında, böylece,
Bu tahfîf husûsunda, gidip
geldim bir nice.
Nihâyet Hak teâlâ buyurdu:
(Ey Habîbim!
Elli vakit namâzı, “Beş
vakit”e indirdim.
Lâkin her namâz için, “On
namâz” ecri vardır.
Kılanlar, “Elli vakit”
namâz ecri kazanır.
Kim bir “İyi amel”i, kast
edip, yapamasa,
Onun için, “bir sevâp”
yazılır hiç olmazsa.
Lâkin onu yaparsa, ona,
bire mukâbil,
Defterine “On sevâp”
kaydedilir, bir değil.
Bir günâhı kastedip
yapmazsa, günâh olmaz.
Yaparsa, tek “bir günâh”
yazılır, on yazılmaz.)
Dönüp, “Mûsâ Nebî”ye
söyledim bunu böyle.
Dedi: (Dön, biraz daha
kolaylık talep eyle.)
Dedim ki: (Bu husûsta,
çok talepte bulundum.
Bunun için, Rabbimden
artık utanıyorum.)
|