ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBER EFENDİMİZİN HAYATI - 1

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

10 - MÎRÂC MÛCİZESİ

SEN ÜZÜLME YETER Kİ

 

Sevindirdi Burak’ı Allahın Sevgilisi.

Ve lâkin bu sefer de, mahzûn oldu kendisi.

 

Hak teâlâ, Cibrîle buyurdu ki: (Sor hele.

Niçin mahzûn duruyor Habîbim şimdi böyle?)

 

Cibrîl suâl edince, cevâben buyurdu ki:

(Tam Burak’a binerken, hâtırıma geldi ki:

 

Zaîf ümmetimin de, yârın mahşer yerinde,

Böyle Burak olur mu acabâ önlerinde?

 

Elli bin sene” süren arsa-i Arasât’ta,

Ümmetimin hâlleri nasıldır o sâatta?

 

Bunca günâhlarını, yaya nasıl çekerler?

Sırât’ı, o yüklerle acep nasıl geçerler?

 

“Otuz bin yıl” sürecek o "Sırât köprüsü"ne,

Giderken, binerler mi böyle Burak üstüne?)

 

Rabbimizden bir fermân geldi ki: (Ey Habîbim!

Onlara, o yolları "Bir an" gibi ederim.

 

Hem sonra onlara da, mahşerde elbette ki,

Buraklar gönderirim, sen üzülme yeter ki.)

 

Peygamber Efendimiz, bu "Müjde"yi Rabbinden,

Alınca, ferahlayıp Buraka bindi hemen.

 

Sür’atli bir hayvandı, hattâ bir adımında,

Gözün gördüğü yere basıyordu ânında.

 

Evvelâ "Medîne"ye, sonra “Tûr-i Sînâ”ya,

Uğrayıp, ulaştılar son “Mescid-i Aksâ”ya.

 

Cebrâil, bir kayayı delerek parmağıyle,

Hemen bağlayıverdi o Burakı o yere.

 

Bâzı Peygamberlerin rûhları, o arada,

"İnsan" şekline girip, toplanmıştı orada.

 

Cemâatle namâza, ettiler sonra ikdâm.

Lâkin kim olacaktı, geçerek öne imâm?

 

Âdem”, “Nûh” ve “İbrâhim” adlı Peygamberlere,

İmâmlık yapmaları söylendi sıra ile.

 

Lâkin o Peygamberler, özür dileyerekten,

İctinâb eylediler imâmete geçmekten.

 

Cibrîl, “Habîbullah”ı sürüp hemen ileri,

Dedi ki: (Sen var iken, geçemez başka biri.)

 

Peygamber Efendimiz, imâm olup o sâat,

Namâz kılıverdiler birlikte iki rek’at.

 

Sonra Resûl-i ekrem, o Burak üzerine,

Binerek, yularını aldığında eline,

 

Cebrâil arz etti ki: (Serbest bırak yuları!

Zîra o, iyi bilir gideceği yolları.)

 

Kendisi buyurur ki: Göklere ilerledim.

Bâzı garip şeyleri müşâhede eyledim.

 

Gördüm bâzı kimseler yere ekin ekerler.

Tohumlar, hemencecik başak oluverirler.

 

Cibrîl şöyle söyledi bunların hikmetini:

(İhlâsla yapanlardır bunlar ibâdetini.)

 

Bâzısının başını ezerlerdi ki yine,

Gelirdi hemencecik tekrâr eski hâline.

 

Suâl ettim Cibrîlden: (Nedir bunun hikmeti?)

Dedi: (Terk edenlerdir Cum’a ve cemâati.)

 

Bir kimseler gördüm ki, aç ve çıplak idiler.

Ateşe atarlardı onları zebânîler.

 

Yine suâl ettim ki: (Kimlerdir bunlar acep?)

Dedi: (Zekât vermiyen zengindir bunlar da hep.)

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan