ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBER EFENDİMİZİN HAYATI - 1

 

1.Cild

 Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

10 - MÎRÂC MÛCİZESİ

HİÇBİRİ GÖZÜMDE YOK

 

Resûlullah, gördüğü her kavme, kabîleye,

Varıp bildiriyordu, (Hak Ma’bûd birdir) diye.

 

Ve onlara derdi ki: (Ediniz bana yardım.

Ki, Allahın dînini kullara anlatayım.)

 

Ve lâkin hiçbir kimse, îmâna gelmiyordu.

Himâye ve yardıma, kimse yanaşmıyordu.

 

Ayrıca, yaparlardı türlü zulüm, işkence.

Böyle sıkıntılarla geçerdi gün ve gece.

 

Her nereye gitseydi, görüyordu eziyyet.

Kime ne söyleseydi, işitirdi hakâret.

 

“Zeyd bin Hârise”ile, islâmın teblîğine,

Tâif”e gittiyse de, hakâret gördü yine.

 

O alçak Tâifliler, Onu yuhâladılar.

Gençleri toplıyarak, hattâ taşa tuttular.

 

Mübârek bacakları incinip yaralandı.

Zeyd”in başı yarılıp, kanlar içinde kaldı.

 

Kalbi çok incinmişti o gün Tâif ehline.

Üzgün ve yorgun hâlde, Mekkeye döndü yine.

 

Her yeri düşman idi lâkin "Mekke şehri"nin.

Gidecek bir yer yoktu o gece Resûl için.

 

Doğruca, amcasının kızı “Ümmü Hânî”ye,

Gidip çaldı kapıyı, ses geldi (Kim o?) diye.

 

Dışardan seslendi ki: (Amcan oğlu Muhammed.

Misâfir geldim sana, kabûl edersen şâyet.)

 

O, kapıyı açarak, dedi ki: (Senin gibi,

Şerefli misâfire cân fedâ elbette ki.

 

İnşallah hayır vardır, böyle geldin geceden.

Keşke geleceğini bildirseydin önceden.

 

Bir şeyler hazırlardım ona göre yiyecek.

Ne yazık, yok bir şeyim şimdi ikrâm edecek.)

 

Allahın Sevgilisi, teşrîf etti içeri.

Buyurdu ki: (İstemem bu dediğin şeyleri.

 

Hiçbiri gözümde yok, Rabbim görür, işitir.

Ona ibâdet için, bir yer bana yetişir.)

 

Ümmü Hânî, Resûl'e “Peki” dedi ve hemen,

Getirip arz eyledi, Ona “İbrik” ve “Leğen”.

 

Gelen bir misâfire bir ikrâmda bulunmak,

Ve onu, düşmanların zararından korumak,

 

Arapların nezdinde, en şerefli ve büyük,

Vazîfe sayılırdı, hattâ bir yükümlülük.

 

Bir evde, misâfire zarar ziyân olması,

O ev sâhibi için, olurdu yüz karası.

 

Ümmü Hânî düşündü: “Bunun düşmanları var.

Öldürmek istiyorlar hattâ Onu düşmanlar.

 

O hâlde, şerefimi muhâfaza edeyim.

Onu, sabâha kadar koruyup gözeteyim.”

 

Alarak babasının kılıcını ânında,

Dolaşmaya başladı evinin etrâfında.

 

"Allahın Sevgilisi", o gün çok incinmişti.

Kâfirlerden çok azar, hakâret işitmişti.

 

Abdest alıp başladı, Rabbine yalvarmaya.

Mübârek gözlerinden, başladı yaş akmaya.

 

Ve kulların îmâna gelmesi için dahî,

Duâ edip, Rabbine yalvardı bizâtihî.

 

Lâkin yorgun, üzgün ve çok açtı geldiğinde.

Hemen uyuyuverdi, hasırın üzerinde.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan