|
09 - HÜZÜN YILLARI
SİZ KABÛL ETTİNİZ Mİ ?
“Saîd bin Yahyâ” adlı
birisi anlatır hem:
“Ukâz” panayırında,
bir gün Resûl-i ekrem,
Benî Âmir kavmine dedi ki:
(Ey insanlar!
Bir himâye görür mü
sizlere sığınanlar?)
Dediler: (Bize aslâ, hiç
kimse lâf atamaz.
Hattâ ateşimizden habersiz
ısınamaz.)
Buyurdu: (Tanıtayım
kendimi öyle ise.
Allahın gönderdiği
Peygamberim ben size.
Onun bana verdiği teblîğ
vazîfesini,
Râhatça yapmam için,
korur musunuz beni?)
(Sen kimlerdensin?) diye,
onlardan biri sordu.
(Ben, Abdülmuttalib’in
torunuyum) buyurdu.
Dediler: (Senin
kavmin, îtibârlı kişiler.
O hâlde onlar seni korumalı
idiler.)
Buyurdu ki: (Bilâkis,
reddetti onlar beni.
Onlardır münkirlerin
hattâ önde geleni.)
Onlar bunu öğrenip,
dediler: (Ey Muhammed!
Bizler seni ne kabûl ve ne
de ederiz red.
Ancak sen, peygamberlik
teblîğ vazîfesini,
Aramızda icrâ et, koruruz
bizler seni.)
O sırada, o kavmin önde
gelenlerinden,
“Beyhara” adlı biri,
döndü Pazar yerinden.
Sordu ki: (Bu zât kimdir,
aranızda ne gezer?)
Onlar da, (Muhammed bin
Abdullah’tır) dediler.
(Allahın Peygamberi
olduğunu söylüyor.
Onu korumamızı bizden
ricâ ediyor.)
(Siz kabûl ettiniz mi?)
diye suâl edince,
Dediler: (Kabûl ettik
insanlık gereğince.)
Dedi: (Ey Benî Âmir, bana
kulak veriniz!
Bu yaptığınız nedir, acep
bilir misiniz?
Siz, aranıza alıp yardım
etmekle buna,
Göğsünüz hedef olur
Arabların okuna.
Siz, bütün Araplarla
savaşacak mısınız?
Buna “Evet”
derseniz, o hâlde ahmaksınız.
Eğer Onda bir hayır
görseydi kendi kavmi,
Kendileri korurdu Onu önce,
değil mi?
Lâkin onlar reddedip,
etmemişlerken insâf,
Siz, Onu korumaya
kalkarsanız, ne tuhaf.)
Dönerek daha sonra Allahın
Habîbine,
Dedi ki: (Aramızdan
ayrılıp dön kavmine!
Yemîn ediyorum ki,
kabîlem arasında,
Olmasaydın, boynunu
vurur idim ânında.)
Allahın Sevgilisi, kalbi
çok incinerek,
Ayrıldı yanlarından
devesine binerek.
Lâkin o hâin adam,
seğirterek peşinden,
Allahın Resûlünü düşürdü
devesinden.
Bunu, müslümânlardan bir
hanım gördü fakat.
Resûl’e sevgisinden, eyledi
şöyle feryât:
(Allahın Habîbine
yapılan doğru mudur?
Onu, şu alçaklardan
kurtaracak yok mudur?)
Koşup geldi “Üç kişi”
amca oğullarından.
Allahın Resûlünü
kurtardılar onlardan.
Peygamber Efendimiz, duâ
etti onlara:
(Yâ Râb, bereketini
ihsân eyle bunlara.)
Duâ bereketiyle, o nasîbli
kişiler,
O gün, îmân etmekle
şerefleniverdiler.
|