|
09 - HÜZÜN YILLARI
ÇOK
HAKÂRET ETTİLER
Resûlullah o bağda, yaralı,
yorgun, üzgün,
Dururken, bağ sâhibi onları
gördü o gün.
Merhamete gelerek, kölesi “Addâs”
ile,
Hemen bir salkım “Üzüm”
gönderdi o Resûl’e.
“Besmele” çekti
Resûl o üzümü yer iken.
Bunu duyup, şaşırdı o üzümü
getiren.
Dedi ki: (Senelerdir, ben
bu diyârlardayım.
Dediğin bu kelâmı, hiç
kimseden duymadım.)
Sordu Resûl Addâs’a:
(Sen neredensin?) diye.
(Ninevalıyım) dedi, Addâs
da o Nebî’ye.
Buyurdu ki: (Yûnüs’ün
memleketindenmişsin.)
Sordu Addâs: (Yûnüs’ü,
sen nereden bilirsin?)
(O, benim kardeşimdir)
buyurdu Fahr-i cihân.
(O dahî benim gibi
Peygamberdi o zaman.)
Addâs dedi: (Bu tatlı
sözlerin ve bu yüzün,
Sâhibi yalan demez, sen
Allah Resûlüsün.)
Sonra cân-ü gönülden
getirerek şehâdet,
Resûl’ün huzûrunda îmân
etti nihâyet.
Dedi: (Yâ Resûlallah,
yıllardır buradayım.
Ve bu yalancılara kölelik
yapmaktayım.
Utanmadan, herkesin
haklarını yiyorlar.
Sıkılmadan herkesi, her gün
aldatıyorlar.
Hiç iyi tarafları yoktur bu
zâlimlerin.
Ben nefret ediyorum
bunlardan bunun için.
Dileğim şöyledir ki,
geleyim senin ile.
Ben de şerefleneyim, gece
gün hizmetinle.
Câhil ve ahmakların yapmak
istedikleri,
Fenâlıklara karşı, atılayım
ileri.
Mübârek vücûdunu korumak
için hemen,
Kendimi fedâ etmek
istiyorum bedenen.)
Peygamber Efendimiz,
tebessüm buyurarak,
Ona, şöyle buyurdu gâyet
memnûn olarak:
(Sen, efendilerinin kal
şimdilik yanında.
İşitirsin adımı, kısa
zaman zarfında.
O zaman yanıma gel!)
buyurup ona bizzât,
O yerde, biraz daha eyledi
istirâhat.
Ve “Mut’im bin Adî”
nin himâyesi altında,
Gelip girdi Mekkeye, gece
karanlığında.
İnsanları, hak yola eyledi
yine dâvet.
Küffâr da, işkenceye
ettiler yine gayret.
Rabbimiz buyurdu ki
vahyedip kendisine:
(Etrâf kabîlelerden
Kâ’be ziyâretine,
Gelen insanlar ile,
görüşüp konuşarak,
Onları dîne çağır,
islâmı anlatarak.)
Resûlullah, o zaman
Mekkenin civârında,
Kurulan “Zülmecâz”
ve “Ukâz” panayırında,
Gelen kabîlelerle görüşüp
en nihâyet,
Onları, güzellikle islâma
etti dâvet.
Kimse kulak asmadı lâkin bu
dâvetine.
Çok ağır hakâretler ettiler
Ona yine.
Birisi inanacak olsa bile
onlardan,
Kureyş’in müşrikleri,
yetişerek arkadan,
İftirâ atarlardı Allahın
Resûlüne.
Derlerdi: (Yalancıdır,
inanmayın sözüne!)
|