|
09 - HÜZÜN YILLARI
HÜZÜN SENESİ
Hak teâlâ Resûl'e, “Kâsım”
adlı bir evlât,
Vermişti ki, onyedi
aylıkken etti vefât.
Bu hâdiseden sonra, yıllar
geçti aradan.
Diğer oğlu “Abdullah”,
o da göçtü dünyâdan.
Mübârek gözlerinden,
gözyaşları akarak,
Bir gün şöyle buyurdu, dağa
doğru bakarak:
(Ey dağ, benim başıma
gelen şey, sana şâyet,
Gelseydi, dayanamaz,
yıkılırdın sen elbet.)
Hazreti Hatîce de, olup çok
müteessir,
Dedi: (Yâ Resûlallah,
onlar şimdi nerdedir?)
Şöyle buyurdular ki ona
Nebiyy-i zîşân:
(Ey Hatîce, elbette
Cennettedirler şu an.)
Her iki oğlunun da, vefât
etmesi ile,
Kâfirler sevindiler buna
ziyâdesiyle.
“Ebû Cehil” ve bâzı
müşrikler, hem bu ara,
Bunu fırsat bilerek,
yaptılar çok yaygara.
Dediler: (Muhammed’in
oğlu kalmadığından,
Nesli kesilmiş olup, “Ebter”
oldu O şu an.
Neslini sürdürecek, yok
bir erkek evlâdı.
Ölünce, unutulur
kendisinin de adı.)
O zaman Hak teâlâ, sevgili
Habîbine,
Bir sûre göndererek, kuvvet
verdi kalbine.
Buyurdu ki: (Biz sana, “Kevser”
verdik, mukaddes.
O hâlde Rabbin için, namâz
kıl ve kurbân kes.
Sana “Ebter”
diyenin, kendisi zürriyetsiz,
Nâmsız ve haysiyetsiz bir
kişidir şüphesiz.
Senin ise pâk neslin, hem
şân ile şerefin,
Hep devâm edecektir, tâ
kıyâmete değin.
Sana, âhirette de, hiç akla
gelmiyecek,
Nice büyük şeref ve
ni’metler verilecek.)
Hazreti
Hatîce’nin Vefâtı
Resûl’ün dert ortağı,
zevcesi ve sırdaşı,
Ve yirmidört senelik bir
hayât arkadaşı,
Olan asîl ve temiz, o “Hazreti
Hatîce”,
Vefât etti âniden,
hicretten üç yıl önce.
Ramazânda, “Altmışbeş”
yaşında etti vefât.
Elleriyle defnetti Onu Fahr-i
kâinât.
Onun ayrılığına pek fazla
üzülmüştü.
Hattâ “Ebû Tâlip”
de, aynı sene ölmüştü.
Resûlullah o sene fazla
üzüldüğünden,
“Senet-ül hüzn”
denildi, o seneye bu yüzden.
“Hazreti Hatîce”nin
o senede vefâtı,
Üzüntüye boğmuştu Server-i
kâinâtı.
Zîra herkesten önce, o îmân
eylemişti.
Resûl-i müctebâyı, ilk o
tasdîk etmişti.
Herkes düşman olurken
Allahın Habîbine,
Tesellî veriyordu, Onun
nûrlu kalbine.
Hem dahî nesi varsa malı,
mülkü, serveti,
İslâmiyyet uğrunda,
harcadı, fedâ etti.
Ayrıca, gecesini katarak
gündüzüne,
Severek hizmet etti,
Allahın Resûlüne.
Resûl’ü, bir kerecik bile
hiç üzmemişti.
Ve hattâ hâtırından bile
geçirmemişti.
|