|
09 - HÜZÜN YILLARI
ABLUKA SONA ERDİ
“Ebû Tâlip” duydu ki
Resûlullah’tan bizzât:
O menhûs ahdnâmeye “bir
kurt” olmuş musallat.
Allahü teâlânın ismi hariç,
bir “Güve”,
Yazıları kemirip, yok etmiş
tamâmiyle.
Giyinip, aceleyle Kâ’beye
vardı hemen.
En azılı müşrikler, gördü
onu ilerden.
Şöyle hâsıl oldu ki onlarda
zann-ı gâlip:
“Muhammed’i teslime
geliyor Ebû Tâlip.”
Halbuki o yaklaşıp, dedi:
(Ey Kureyşliler!
Yeğenim, biraz önce verdi
ki şöyle haber:
O yazmış olduğunuz sahîfe
var ya sizin,
Ona, bir “Ağaç kurdu”
musallat olmuş ilkin.
Sonra o yazıları, sırf “Allah
ismi” hâriç,
Tamâmını yemiş ve bir yazı
kalmamış hiç.
Bizim aleyhimizde
yazdığınız o âdî,
Kâğıdı getirin de, görelim
onu haydi!
Eğer bu doğru ise, ederim
ki ben yemîn,
Onu koruyacağız, durdukça
rûy-u zemîn.
Siz dahî bunu görüp, insâf
edin de hemen,
Vaz geçin yaptığınız bu
fecî işkenceden.)
Müşrikler, Beytullahın
duvarında asılı,
O “Menfûr sahîfe”yi
indirdiler hâsılı.
Ve açıp gördüler ki,
doğruymuş hakîkaten.
“Allah” isminden
gayri, yazılar gitmiş hepten.
Ne diyeceklerini şaşıran o
kâfirler,
“Muhâsara” zulmüne,
böylece son verdiler.
Lâkin vaz geçmediler o
düşmanlıklarından.
Daha sert davrandılar eski
yaptıklarından.
Ve lâkin yapsalar da türlü
zulüm, eziyyet,
Yine yayılıyordu her yere "İslâmiyyet".
Kâfirler, var gücüyle
baltalarken bu işi,
Daha çok parlıyordu her gün
“İslâm güneşi”.
Onların mü’minlere
uygulamış olduğu,
“Üç yıllık abluka”nın,
nihâyet son bulduğu,
Günlerdi ki, Necrân’dan bir
gurup hıristiyân,
Resûl’ü görmek için
gelmişlerdi o zaman.
Bunlar, "İslâmiyyet"i
henüz işitmişlerdi.
Hemen Resûlullahı görmeye
gelmişlerdi.
Resûl ile, Kâ’bede görüşen
bu kimseler,
Ona, “İslâm”
hakkında çok suâl yönelttiler.
Çok mükemmel cevâplar alıp
Resûlullahtan,
Allahın Resûlüne oldular
hepsi hayrân.
Resûlullah, onları islâma
etti dâvet.
Hepsi de, seve seve
getirdiler şehâdet.
Resûl’den izin alıp, geriye
dönerlerken,
“Ebû Cehil”, onlara
dedi ki gelip hemen:
(Siz ne ahmaksınız ki, Onu
bir kez gördünüz.
Hemence tâbi olup,
dîninizden döndünüz.)
Dediler: (Biz hak dîni,
yeni bulduk nihâyet.
Cenâbı Hak size de,
nasîb etsin hidâyet.
Sizin gibi bir iki
câhilin sözüyle biz,
İyi bilin ki aslâ,
dînimizden dönmeyiz.)
|