|
09 - HÜZÜN YILLARI
GÜVE’NİN YAPTIĞI İŞ
Bu şiddetli zulümle,
beklerdi ki müşrikler,
"Açlık"tan, yola
gelsin böylece Hâşimîler.
Amcası Ebû Tâlip,
Resûlullahı yine,
Getirip, teslim etsin
müşriklerin eline.
Mü’minlerse, tersine işbu
düşüncelerin,
Üstüne titrerlerdi bil'akis
o "Server"in.
Onun kılına bile zarar
gelmesin diye,
Başvuruyorlar idi her çâre
ve tedbîre.
Herhangi sû-i kastı önlemek
için dahî,
Muhâfızlar beklerdi,
yattığı o mahalli.
Peygamber Efendimiz, hiç
kimseden korkmadan,
İslâmı yaymak için,
çalışırdı durmadan.
“Açlık” ne
olduğunu, o müşriklerin dahî,
Anlamaları için, dedi ki:
(Yâ ilâhî!
Şunlara da, Yûsüf’ün,
"Yedi kıtlık yılı"na,
Benzer bir kıtlık verip,
sen yardım eyle bana.)
Böyle duâ edince Resûlullah
hüznünden,
Bir damla bile yağmur
yağmadı gökyüzünden.
Öyle ki, "Susuzluk"tan
kavruldu, yandı toprak.
Kalmadı bir yeşil ot, hattâ
yeşil bir yaprak.
Neye uğradığını şaşırdı o
müşrikler.
Hattâ açlıklarından “Hayvan
leşi” yediler.
Feryâda başladılar onların
da çocuğu.
Hattâ o müşriklerin,
açlıktan öldü çoğu.
O zaman akılları başlarına
geldi hep.
Gelip, Resûlullah’tan
ettiler duâ talep.
“Ebû Süfyân” geldi ve dedi
ki yalvararak:
(Diyorsun ki, âleme
geldim rahmet olarak.
Allaha inanmayı, bize
emrediyorsun.
Akrabâ haklarına dikkat
edin diyorsun.
Yılardır şu toprağa
yağmur düşmemektedir.
Kuraklık ve açlıktan,
kavmin hep ölmektedir.
Bunun için, Rabbine sen
bir duâ ediver.
Elbette Allah senin,
duânı kabûl eder.
Sen, böyle bir duâda
bulunursan eğer ki,
Biz de îmân ederiz bu
dîne elbette ki.)
Peygamber Efendimiz, yine
merhametinden,
Ellerini kaldırıp, bir duâ
etti hemen.
Resûl’ün bu duâsı kabûl
oldu ânında.
Yağdı bol bol yağmurlar
Mekkenin her yanında.
Böylece kuraklıktan
kurtuldu o müşrikler.
Lâkin küfürlerinde, yine
ısrâr ettiler.
Eski zulümlerine başladılar
tekrârdan.
Hak teâlâ, Resûl’e vahyetti
ki o zaman:
(Müşriklerin Kâ’beye
astığı sahîfeyi,
Bilirsin ya, ben ona
gönderdim bir “Güve”yi.
O kurt, o sahîfenin sırf
“Allah” ismi hâriç,
Bütün yazılarını yedi ve
kalmadı hiç.)
Bu vahyi alır almaz o
şerefli Peygamber,
Bunu, “Ebû Tâlib”e
aynı gün verdi haber.
(Rabbinden mi öğrendin?)
deyince Ebû Tâlip,
Resûl (Evet) buyurdu, suâli
müteâkip.
O zaman Ebû Tâlip dedi ki:
(Yâ Muhammed!
Ben inanıyorum ki,
doğrudur sözün elbet.)
|