|
09 - HÜZÜN YILLARI
YİYECEK AMBARGOSU
Mekke müşriklerinin, “Resûl’ü
öldürme”ye,
Ve Onun eshâbiyle aslâ
görüşmemeye,
Dâir kararlarını, “Mensûr”
adlı bir bedbaht,
Cehennemlik eliyle, kâğıda
yazdı, fakat,
Peygamber Efendimiz,
hâdiseyi duydular.
Üzülüp, o mel’ûna bedduâ
buyurdular.
Onu yazan elleri “Kurudu”
bundan sebep.
Müşrikler bunu görüp,
şaşkına döndüler hep.
Bununla gelecekken insâf ve
intibâha,
Bil'akis ondan sonra,
azgınlaştılar daha.
Onların oturduğu o
mahalleye giden,
Yollara, birer “Bekçi”
diktiler o gün hemen.
Ve tembîh ettiler ki:
(Biri, bu mahalleye,
Yiyecek götürürse,
sokmayın içeriye!)
Oraya, dışarıdan satıcı
gelse eğer,
Mâni oluyorlardı hemence o
bekçiler.
Derlerdi: (Malınızı
satmayın burda sakın!
Daha yüksek fiyatla,
onları bize satın.)
Daha fazla parayı görünce
onlar hemen,
Satarlardı orada, mahalleye
girmeden.
Böylece müslümânlar
yiyeceksiz kaldılar.
Bu hâl, her yıl sürerdi Hac
mevsimine kadar.
Geleneklere göre zîra bu
mevsimlerde,
“Kan dökmek” ve “Fenâlık”
yapılmazdı Mekkede.
“Hâşim oğulları” da
bu durumu bilerek,
O vakitler, Mekkeye
râhatlıkla girerek,
Yiyecek ihtiyâcı ne ise bir
senelik,
Alış veriş yaparak,
ederlerdi tedârik.
Lâkin bir müslümânı, bir
tüccârın yanında,
Görselerdi, müşrikler
yetişerek ânında,
Derlerdi: (Ey tüccârlar,
bu müslümânlara siz,
Mal satarken, fiyatı bir
hayli yükseltiniz.
Öyle ki, o fiyata bir
şey alamasınlar.
Size, bundan dolayı aslâ
gelmez bir zarar.
Çünkü satılmıyarak kalır
ise malınız,
Daha yüksek fiyata, biz
almaya hazırız.)
Onlar da, bu mallara “Yüksek
fiyat” derlerdi.
Müslümânlar alamaz, geriye
dönerlerdi.
Bu “Hüzün yılları”nda,
Peygamber Efendimiz,
Ve hazreti Sıddîk’la,
Hatîce vâlidemiz,
Bilcümle mallarını, bu
yolda harcadılar.
Yine kâfî gelmeyip, aylarca
aç kaldılar.
Elde avuçta olan paralar da
bitince,
“Otları, yaprakları”
yediler binnetîce.
Çocuklar, annelerden
yiyecek istiyordu.
"Açlık"tan
feryâtları göke yükseliyordu.
Onların seslerini kesmek
için, anneler,
“Deriler”i, ateşte
pişirip yedirdiler.
Hattâ Peygamberimiz ve
eshâbı, açlıktan,
Hepsi, karınlarına “Taş”
bağladı o zaman.
Müşriklerden birisi, onlara
acıyarak,
Yiyecek getirseydi,
şiddetli yerdi dayak.
Velhâsıl geliş gidiş
yolları kesilmişti.
Müslümânlar, gâyet güç bir
duruma girmişti.
|