|
08 - HABEŞİSTÂNA İKİNCİ
HİCRET
BİZE İŞKENCE ETTİLER
Amr bin Âs, Necâşî’ye arz
etti ki: (Ey melik!
Onlar ve biz, bir dinde ve
bir mezhebde idik.
Lâkin terk eylediler bu
dînimizi onlar.
Muhammed’in dînine girip
tâbi oldular.)
Melik dedi: (Ey Ca’fer,
sizler, bulunduğunuz,
Dîni niçin terk edip,
başkasına uydunuz?
Benim dînimde dahî
olmadığınız belli.
Peki, sizin bu dînin
nedir aslı, temeli?)
Ca’fer bin Ebî Tâlip arz
etti ki: (Ey melik!
Biz, daha önceleri, câhil
bir millet idik.
Puta tapar ve yerdik ölmüş
hayvan etleri.
Ve işlerdik mâlesef, türlü
rezâletleri.
Kuvvetliler, dâima zaifleri
ezerdik.
Merhamet nedir bilmez,
güçsüze zulm ederdik.
Akrabâlarımızla kesmiş idik
ilgiyi.
Komşularımıza da,
davranmazdık pek iyi.
Allah, bize “Peygamber”
gönderinceye kadar,
Bu kötü vaziyette kaldık
hep aynı karar.
Bize “Resûl”
gönderdi Hak teâlâ nihâyet.
Allahın birliğine, O bizi
etti dâvet.
Dedi: “Babadan görme
taptığınız putların,
Size, mahşer yerinde
faydası olmaz yârın.
Onlara ibâdeti bırakın
ki muhakkak,
Zîra onlar, değildir
ibâdete müstehak.
Siz, sakın emânate
hıyânetlik etmeyin.
Hısım akrabâların
haklarını gözetin.
Sakının pek ziyâde,
günâhtan, kan dökmekten.
Kaçının ahlâksızlık ve
yalan söylemekten.
Aslâ el uzatmayın
yetîmlerin malına.
Ve iftirâ atmayın
iffetli bir kadına.
Allahü teâlâya koşmadan
eş ve ortak,
Ona ibâdet yapın,
hâlisâne olarak.”
Biz de Ona, kalp ile
inandık, îmân ettik.
Her ne emretti ise, tam
yerine getirdik.
Ve O, bize her neyi
kıldıysa yasak, harâm,
Îmân edip, hepsinden
ictinâb eyledik tam.
Bu sebepten kavmimiz bize
düşman oldular.
Ve bizi, dînimizden dönmeye
zorladılar.
Puta taptırmak için,
yaptılar çok eziyyet.
Ve bize eylediler işkence,
türlü mihnet.
Bizi sıkıştırdıkça
sıkıştırdılar daha.
Aslâ göstermediler az bile
müsâmaha.
Bizimle dînimizin arasına
girdiler.
Ve bizi, dînimizden ayırmak
istediler.
Biz ise, yurdumuzu,
yuvamızı terk ettik.
O Resûl'ün izniyle, senin
yanına geldik.
İşkencelerden kaçıp, can
attık bu ülkene.
Komşuluğuna girip, sığındık
himâyene.
Ey melik, şimdi bizim
şöyledir ki zannımız,
Sizin bu yurdunuzda, biz
zulme uğramayız.
“Selâm verme” işine
gelince de ey melik!
Resûl’ün selâmıyle biz sana
selâm verdik.
Biz, birbirimize de,
veririz böyle selâm.
Bize böyle öğretti Resûl
aleyhisselâm.)
|