|
08 - HABEŞİSTÂNA İKİNCİ
HİCRET
ÖNCE HEDİYE VERİN
Eshâbın, ilk Habeş’e giden
muhâcirleri,
Bir gün işittiler ki şu
asılsız haberi:
Gûyâ "müslümânlarla
müşrikler barışmışlar.
Hattâ aralarında bir “Anlaşma”
yapmışlar".
Dediler: (Mâdem öyle,
yurdumuza dönelim.
Resûl’ün hizmetiyle
gidip şereflenelim.)
Müsâde istiyerek hükümdâr "Necâşî"den,
Tekrâr Mekke yurduna
geldiler hepsi birden.
Lâkin öğrendiler ki Mekkede
o gelenler:
“Yanlış” ve “Asılsız”mış
duydukları o haber.
Vaktâ ki o mü’minler,
dönünce evlerine,
Müşrikler, “İşkence”ye
başladılar hep yine.
Hattâ zulümlerini gittikçe
arttırdılar.
Mü’minler azlık olup, pek
çâresiz kaldılar.
Bir gün “Hazreti Osmân”,
Allahın Resûlüne,
Dedi: (Gittiğimizde bizler
Habeş mülküne,
İyi ticâret yeri gördük o
memleketi.
Çok kazanç hâsıl eder bir
aylık ticâreti.
Rabbimiz hicret yeri tâyin
edene kadar,
Müslümânlar orada bir
müddet kılsa karar.
Böylece kurtulurlar
cefâsından Kureyş’in.
Bize çok lütfu oldu
hükümdâr Necâşî’nin.)
Buyurdu: (Tekrâr gidin
Habeşistan iline.
Ki, mahfûz olasınız
Allahın ismi ile.)
Dedi: (Yâ Resûlallah,
Habeşistânın halkı,
İyi olup, kolayca teslim
ederler hakkı.
Teşrîf buyurursanız siz de
Habeş iline,
Seve seve girerler onlar
islâm dînine.)
Peygamber Efendimiz buyurdu
ki cevâben:
(Huzûr ile râhata me'mûr
edilmedim ben.
Hicret için, Rabbimden
şimdi emir beklerim.
Nasıl emrolunursa, öyle
amel eylerim.)
Velhâsıl Peygamberin
müsâdeleri ile,
Yola çıktı tam "Yüzbir
kişi"lik bir kâfile.
“Câfer bin Ebî Tâlip”,
kâfilenin başına,
Emîr olup, vardılar tekrâr
Habeşistâna.
Olunca müşrikler de, bu
durumdan haberdâr,
Hemen aralarında bir
toplantı yaptılar.
Dediler: (Gitti onlar
Habeşistân mülküne.
Biz de elçi salalım bu
yerin melikine.)
Bu işe, “Abdullah”la,
“Amr bin Âs”ı seçerek,
Vazîfelendirdiler şöyle
tenbîh ederek:
Dediler ki: (Siz şimdi
gidince "Necâşî"ye,
Hediye dağıtmakla başlayın
önce işe.
Melikle konuşmadan ve lâkin
siz evvelâ,
Görüşün önce din ve devlet
adamlarıyla.
Ve hediyelerini onların
önce verin.
"Necâşî"ninkiniyse
en son takdîm eyleyin.
Hediye verme işi ne zaman
biterse hep,
Giden muhâcirleri melikten
edin talep.
Lâkin müslümânların, Necâşî
ile bizzât,
Gidip görüşmesine vermeyin
sakın fırsat.
Çünkü görüşürlerse
mü’minlerle Necâşî,
Hakîkati anlayıp, bozabilir
bu işi.)
|