|
07 - HABEŞİSTÂNA HİCRET
KIRK OLDUK SENİN İLE
Eğdi yere başını Resûl’den
utancından.
Yere düştü kılıcı, hattâ
omuz başından.
Sonra kolundan tutup, o
şerefli Peygamber,
Hemen buyurdular ki:
(Îmâna gel yâ Ömer!)
O da, temiz kalp ile,
söyleyip şehâdeti,
Resûl’ün huzûrunda îmânla
şereflendi.
Îmân etmesi ile, hem “Hazreti
Ömer”in,
“Kırk”a çıktı sayısı
o anda mü’minlerin.
Eshâb, sevinçlerinden “Tekbîr”ler
getirdiler.
Tekbîr sedâlarıyla gökleri
inlettiler.
Onun îmânı ile, yeni güç
buldu eshâb.
Zîra çok kuvvetli ve
güçlüydü İbni Hattâb.
(Şu anda kaç kişiyiz?) diye
sordu Resûl’e.
Buyurdu ki: (Yâ Ömer,
kırk olduk senin ile.)
Hazreti Ömer der ki: Îmân
ettiğim zaman,
Gizli gizli ibâdet yapardı
her müslümân.
Buna çok üzülerek, sordum
ki o Server’e:
(Bizler değil miyiz ki, hak
ve doğru üzere?)
Buyurdu ki: (Yâ Ömer,
elbette, hiç şüphesiz,
Yemîn ediyorum ki, hak
üzerindesiniz.)
Dedim ki: (Öyle ise,
durmıyalım bu evde.
Çıkalım, bildirelim
dînimizi her yerde.
“Lât” ve “Uzzâ”
denilen putlara, bi-gayri hak,
İbâdet olunur da âşikâre
olarak,
Onsekizbin âlemin "Rabbi"ne,
müslümânlar,
Niçin gizli olarak ibâdet yapıyorlar?
Mâdem ki “Hak ma’bûd”a
ibâdet ediyoruz,
Âşikâre yapalım, kimden çekiniyoruz?
Serbestçe ibâdete,
kâfirlere nazaran,
Biz, elbet daha haklı ve
lâyıkız her zaman.
Allahü teâlânın dîni bu
memlekette,
Küfre üstün ve gâlip
gelecektir elbette.
Kureyş, bize insâflı
davranırsa, ne âlâ,
Taşkınlık yaparlarsa,
çarpışırız onlarla.)
Ona cevap olarak, Peygamber
Efendimiz,
Buyurdu ki: (Yâ Ömer,
sayıca çok azız biz.)
Dedi: (Yâ
Resûlallah, seni bize gönderen,
Allahü teâlâya yemîn ederim
ki ben,
Kimseden çekinmeden, bu
dînimizi artık,
Müşriklerin önünde yapalım
açık açık.)
O gün Resûl-i ekrem, kabûl
etti bu fikri.
Ve “İki saf” hâlinde
topladı mü’minleri.
“Hazreti Ebû Bekr”i başkan
yaptı birine.
“Hazreti Hamza”yı da
geçirdi diğerine.
Cümlesinin önüne, geçti “Hazreti
Ömer”.
Kırk bahtiyâr sahâbî,
Kâ’beye yürüdüler.
Hepsi adımlarını "sertçe"
yere vurarak,
Gittiler, toprakları un
gibi tozutarak.
“Kılıçlar”
ellerinde, yürüdüler heybetle.
Taşmıştı gönülleri "îmân"
ve "muhabbet"le.
Müşrikler, beklerdi ki
Kâ’bede şu haberi:
"Hattâboğlu gitmiş ve
katletmiş Peygamberi."
Lâkin bu manzarayı görünce,
birden bire,
Düştüler çok büyük bir
üzüntü ve kedere.
|