|
07 - HABEŞİSTÂNA HİCRET
SANA MÜJDELER OLSUN
Okudu “Şehâdet”i kız
kardeşi açıktan.
Çöktü hazreti Ömer oraya
şaşkınlıktan.
Dedi ki: (Okur iken, kim
vardı senin ile?)
Kız kardeşi dedi ki:
(Yalnızdık zevcim ile.)
İnandıramamıştı Ömer ibnil
Hattâb'ı.
Hiddetle bir odaya girip
buldu “Habbâb”ı.
Dövmeye başlayınca, yetişti
“Sa’îd” hemen.
Lâkin hazreti Ömer güçlüydü
ikisinden.
Koştu hemen “Fâtıma”, girdi
aralarına.
Lâkin bir "tokat"
ile, boyandı yine kana.
Çok incindi Fâtıma, onun bu
vurmasından.
“Kan” akmaya başladı
hem yüzü, hem ağzından.
Gördü “hazreti Ömer”
kardeşinin kanını.
Kaldırdı üstlerinden, ezâ
ve cefâsını.
Bir köşeye oturup, daldı
bir tefekküre.
Sessizlik çöküverdi. odaya
birden bire.
Vakit ilerlemişti, üzgün ve
yorgundular.
Herbiri, bir tarafa çekilip
oturdular.
Ve lâkin biraz sonra,
kızkardeşi "Fâtıma",
Abdest alıp, Kur’ândan
başladı okumaya:
(Yerlerde ve göklerde ve
bunlar arasında,
Olanların tamâmı,
O’nundur esâsında.)
Okuyunca Fâtıma Kur’ândan
bu âyeti,
Ömer ibnil Hattâb’ın
fazlalaştı hayreti.
Dedi: (Duydum hayretle
okuduğun kelâmı.
Yerle gök arasında
olanların tamâmı,
Muhammed’in Rabbinin mülkü
mü yâ Fâtıma?
Bizim putlarımızın bir şeyi
yoktur ama.
Senin bu okuduğun, gerçek
ise, ne iyi.
Mütâlâ eyliyeyim ver de o
sahîfeyi.)
(Bu, öyle kitâptır ki) dedi
ona Fâtıma,
(Ancak temiz olanlar
dokunur buna ama.)
(Peki ne yapmalıyım?)
diye suâl edince,
Dedi: (Gusül abdesti
almalısın ilk önce.)
Gusül almak üzere, kalktı
hemen yerinden.
Dedi ki: (Ya Fâtıma,
değişti kalbim birden.)
Başladı okumaya sûreyi
edeblice.
Okudukça, islâma bel
bağladı iyice.
(Sâdece Allah vardır,
ibâdet yapılacak.
Ve en güzel isimler
O’nundur hem de ancak.)
Dedi ki: (Hakîkaten ne
kadar doğru hepsi.
Silindi kalbimdeki küfür,
inkâr perdesi.
Yâ Fâtıma, ben şuna inandım
ki muhakkak,
İbâdet olunmaya, bu "Rab"dır
tek müstehak.)
“Kelime-i tevhîd”i
okudu sonra hemen,
Fırladı sonra “Habbâb” bu
sevinçle yerinden.
Dedi: (Müjde yâ Ömer, bir
gün Fahr-i kâinât,
Şöyle duâ etmişti, Hak
teâlâya bizzât.
Demişti ki: “Yâ Rabbî,
bu dîni eyle tenvîr.
Ebû Cehil ve yâhut
Ömer’le kuvvetlendir.”
Şimdi, senin hakkında kabûl
oldu bu duâ.
Bundan büyük bir ni’met,
dünyâda yoktur daha.)
|