|
07 - HABEŞİSTÂNA HİCRET
BOYNUMUZU KESSEN DE
Daha da hiddetlendi buna
hazreti Ömer,
Dedi ki: (Doğru mudur
söylediğin bu haber?)
Nuaym dedi: (Yâ Ömer, bana
inanmıyorsan,
Git hemen evlerine,
inanırsın o zaman.
Lâkin sana diyeyim bunun
kolay yolunu,
Git, kendi elin ile boğazla
bir koyunu.
Eğer yemezler ise, senin
kestiğin eti,
Bil ki, kabûl etmişler
onlar islâmiyyeti.)
Hiddetinden o anda, kan
sıçradı beynine.
Ayrılıp gitti hemen
kardeşinin evine.
Varıp, kapılarını vuracak
idi ki tam,
İçerden kulağına geldi “Tatlı
bir kelâm”.
Koyuldu dinlemeye o sözleri
pür dikkat.
Bunlar, “İnsan sözü”ne
benzemiyordu fakat.
Meğer “Tâhâ sûresi”
inmişti o günlerde.
Onu, “hazreti Habbâb”
okuyordu içerde.
Hem hazreti Ömer’in gelmesi
korkusundan,
Kilitlemişler idi kapıyı
arkasından.
Kapıya, şiddet ile vurdu
hazreti Ömer.
İçerde “Sûre” ile “Habbâb”ı
gizlediler.
Açtılar korku ile kapıyı en
nihâyet.
Baktılar ki O gelmiş, kılıç
ile pür hiddet.
Kız kardeşi, görse de çok
kızgın olduğunu,
Yine (Hoş geldin!)
deyip, içeri aldı Onu.
Girdi hazreti Ömer hâneden
içeriye.
Sordu hemşîresine (Ne
okurdunuz?) diye.
Ne için geldiğini anlamıştı
o kat’î.
Doğuyu söylemeyip, gizledi
hakîkati.
Dedi ki: (Aramızda var
idi bir mes’ele.
Onu konuşuyorduk az önce
zevcim ile.)
Lâkin hazreti Ömer,
inanmadı pek buna.
Dedi ki: (Öyle ise, bir
koyun getir bana.)
Ve kendi eli ile keserek
onu hemen,
Pişirdi az bir miktar, o
koyunun etinden.
Sonra da ikisini yemeye
etti dâvet.
Lâkin onlar, dâvete
etmediler icâbet.
Anladı ki, girmişler bunlar
"İslâmiyyet"e.
Başladı kardeşine cefâ ve
eziyyete.
Dedi ki: (Doğru imiş,
işittiğim o haber.
Siz de, Onun sihrine
aldanmışsınız meğer.)
Sonra, zevci “Sa’îd”i
yakasından tutarak,
Fırlatıp yere attı, fenâ
gadaplanarak.
Kız kardeşi, zevcini
kurtarmak gâyesiyle,
Geldiyse de, yıkıldı bir "tokat"
darbesiyle.
O öfkeli tokatın şiddeti
ile hemen,
“Kan” akmaya başladı
o mübârek yüzünden.
Kardeşi "Fatıma"nın
canı fenâ yanmıştı.
Ve hattâ o tokatla, kanlara
boyanmıştı.
Lâkin o, îmânından aldığı
kuvvet ile,
Şöyle feryâd etti ki:
(Yâ Ömer, beni dinle!
Niçin Hak teâlâdan
korkmaz ve utanmazsın?
Ve Onun gönderdiği
Resûl’e inanmazsın?
Ben ve zevcim inandık
Allahın bu dînine.
Boynumuzu kessen de,
dönmeyiz bundan yine.)
|