|
07 - HABEŞİSTÂNA HİCRET
HZ. ÖMER’İN MÜSLÜMÂN OLUŞU
Peygamber Efendimiz, o
günlerde bir gece,
Allahü teâlâya duâ etti
şöylece:
(Yâ Rabbî, bir kişiyle
kuvvetlendir bu dîni.
Vesîle kıl bu işe, şu
zâtlardan birini.
“Ömer ibnil Hattâb”la,
yâhut “Amr bin Hişâm”la,
Bu islâm azîz olup,
yayılsın ihtişâmla.)
Ertesi gün “Ebû Cehl”,
yâni “Amr ibni Hişâm”,
Kureyş kâfirlerini
toplıyarak bir akşam,
Resûl'ün aleyhinde bir
konuşma yaparak,
“Onu öldürmek” için
kışkırttı son olarak.
Dedi ki: (Abdullahın
yetîmi, aramızdan,
Çıkarak, dînimizi kötülüyor
durmadan.
Hattâ aşağılar da, bütün
putlarımızı,
Onun bu davranışı, sıkmaz
mı canınızı?
Diyor ki: “Ecdâdınız,
Cehenneme gitti hep.
Siz dahî Cehenneme
gidersiniz nihâyet.”
İşte ben, bu gün size derim
ki açık açık,
Onu öldürmedikçe, huzûr yok
bize artık.
Bu işi becerene, yüz deve,
ikiyüz at,
Ve sayısız altınlar
vereceğim mükâfât.)
Hemen “hazreti Ömer” ayağa
fırlıyarak,
Dedi ki: (Hattâboğlu
becerir bunu ancak!)
Onun bu cevâbını iyi
karşıladılar.
(Haydi, görelim seni!)
deyip alkışladılar.
Kabarmıştı o anda
câhiliyyet damarı.
Bu işi yapmak için, çıktı
hemen dışarı.
Allahın Habîbini öldürmek
maksadıyla,
“Kılıcı”nı alarak,
pür hiddet çıktı yola.
“Nuaym bin Abdullah”
da geliyordu ilerden.
Onu böyle görünce, merakla
sordu hemen.
Dedi: (Ey hattâboğlu, bu
şiddet, bu hiddetle,
Nereye gidiyorsun, ne
maksat ve niyetle?)
Dedi ki: (Aramıza
tefrikayı getiren,
Putları kötüleyip,
bizlere ahmak diyen,
Muhammed’in katline
giderim bir an önce.
Bu ayrılık işine son
vereyim böylece.)
Nuaym dedi: (Yâ Ömer, güç
bir işe gidersin.
Sen, Onu öldürmeye nasıl
cüret edersin?
Zîra çok seviyorlar Onu,
îmân edenler.
Bir pervâne misâli,
etrâfında dönerler.
Zarar gelmesin diye, Onun
tek bir kılına,
Et'ten duvar yapmışlar
âdetâ etrâfına.
Hem sonra gelsen bile bu
işin üstesinden,
Nasıl kurtulacaksın
Hâşimîler elinden?)
Kızdı “hazreti Ömer”
onun bu sözlerine.
Kılıcını sıyırıp, yürüdü
üzerine.
Dedi: (Yoksa sen de mi
onlardansın yâ Nuaym?
Eğer bu doğru ise, senin
de işin tamâm.
Önce senin işini
bitireyim!) dedi ve,
Kılıcını kaldırıp, kastetti
öldürmeye.
Onu böyle görünce, Nuaym
fenâ korkarak,
Arz etti ki: (Yâ Ömer, sen
şimdi beni bırak.
Müslümân olmuşlardır
enişten, kız kardeşin.
Daha mühim değil mi, bu
haber senin için?)
|