|
06 - İLK MÜSLÜMÂNLAR
ONU, ALLAH DİRİLTECEK
Müşrikler, haklarında
gökten “Âyet” inince,
O düşmanlıklarını
arttırdılar iyice.
Bilhassa “Übey ibni
Halef” ve birâderi,
Pek çok üzüyorlardı Sevgili
Peygamberi.
Çürümüş bir kemiği, bir gün
alıp eline,
Geldi o bahtsız Übey,
Allahın Habîbine.
Dedi ki: (Yâ Muhammed,
şu çürümüş kemiği,
Bir gün, senin Allahın
diriltecek öyle mi?
Yâni toz hâlindeki şu
kemiği, sen yârın,
Dirilteceğini mi
sanıyorsun Allahın?)
Sonra da ufaladı elinde
hemen onu.
Ve yine Ona doğru üfliyerek
tozunu,
Dedi ki: (Yâ Muhammed, hiç
olur mu böyle iş?
Bu, çürüdükten sonra, kim
diriltebilirmiş?)
Peygamber Efendimiz
buyurdular ki: (Evet.
Rabbim, o kemikleri
diriltir yârın elbet.
Öldürür hem seni de, onu
da cenâbı Hak.
Sonra seni diriltip,
Cehenneme sokacak.)
Bu hâdise üstüne, Hak teâlâ
da hemen,
Bir âyet göndererek buyurdu
ki meâlen:
(De ki: O kâfirleri, hiç
yok iken yaratan,
Âhiret gününde de
diriltir yine yoktan.
Şu gökleri ve yeri
yaratan Hak teâlâ,
Onu yaratmaya da
muktedirdir pekâlâ.)
Mus’ab Bin Umeyr
Ailesi, asîl ve zenginiydi
Kureyş’in.
Nâz ve niyâz içinde büyüdü
bunun için.
Resûl'ün sözlerini işitince
nihâyet,
Kalbinde, Ona karşı hâsıl
oldu muhabbet.
Ona kavuşmak için yanıp
tutuşuyordu.
Nihâyet îmân edip, hidâyete
kavuştu.
“Dîninden dönsün”
diye, bir mahzene attılar.
kendisini, günlerce aç
susuz bıraktılar.
Kızgın güneş altında,
yaptılar çokça azâb.
Ki, Resûl’ün dîninden
vazgeçer belki “Mus’ab”.
Lâkin O, sabrederek bu zor
işkencelere,
Aslâ tâviz vermedi
îmânından bir zerre.
Halbuki önceleri, çok
müreffeh olarak,
Büyürdü ki, hâline
imrenirdi cümle halk.
“Allah ve Resûlü”ne
vaktâ ki etti îmân,
Günlük nafakasını babası
kesti o an.
Türlü işkencelere tâbi
tuttu oğlunu.
Dünyâ ni’metlerinden tâm
mahrûm etti Onu.
Bir gün geldi Resûl’e, çok
perîşândı hâli.
Şöyle anlatmaktadır bunu
hazreti Alî:
(Bir gün oturuyorduk
Resûl-i zîşân ile.
Geldi Mus’ab bin Umeyr,
hâl-i perîşân ile.
Gözleri yaşla doldu Resûl-i
müctebânın.
Ve bize buyurdu ki: “Şu
müslümâna bakın!
Onu, anne babası besledi
fevkalâde.
İslâmın sevgisiyle işte
geldi bu hâle.”)
|